AKLIMIZDA DİANA…

Netflix’te The Crown’ın 4. sezonunu bir oturuşta izleyenler parmak kaldırsın? Ah be Diana hepsi senin o güzel yüzünden…

4. sezonda Diana ve Charles’ın hikayesini izleyeceğimizi biliyorduk, zor dayandık. Kasım 15’i bekledik ve sonucu: Bir çırpıda izlenen 10 bölüm. Her birinde saraya ve kraliçeye ait çok ilginç bilinmeyen konular anlatıldığı halde, Diana’nın olmadığı, her bölüm boş geldi. İşte yine aynısı oldu aslında. Diana’nın var olduğu yerde sarayın diğer kişilerine kimse ilgi göstermiyor. Bu da karakter sorunu yaşayan, anası babası tarafından asla sırtı sıvazlanmamış Charles’da, soğukluğu yüzünden eleştirilen kızkardeş Anne’de ve hatta ana kraliçede kıskançlık yaratıyor. Aslına bakarsanız bu durumu dizinin 6. bölümünde öyle güzel ele almışlar ki, anlatmayayım da izlemeyenler kızmasın.

Herneyse sonuçta dizi sonrası Charles’a saydırmayan ve Diana’dan etkilenmeyen yoktur diye düşünüyorum. Diana ışıklı dediğimiz insanlardan, halkın ilgisini çeken elbette ilk olarak duru güzelliği, (Doğal olarak saray daha önce böylesini pek görmemiş , görünüş açısından en iyinin kraliçenin kızkardeşi Margaret olduğunu düşünürsek, Diana ile çıta baya yükselmiş anlayacağınız) ayrıca Diana sıcacık ve doğal, sarayın soğuk ve mesafeli insanlarından çok farklı, hal böyle olunca halk onu bambaşka bir yere konumlandırmış. Doğru da yapmışlar. Diana kadar kısa ömrü hayatında (36 yıl) bu kadar çok fotoğraflanan bir insan daha yoktur herhalde. Tarzına ait en beğendiğim an’larla, onunla çalışan makyaj artistleri, saç stilistlerinden derlediğim güzellik önerilerini de içine katarak minik bir ‘ondan öğrendiklerimiz’ liste yaptım. Çünkü bu zamansız güzellikten hala ilham alacak çok şey var…

Diana’dan öğrendiklerimiz…

  1. İmza bir saç modeliniz olmalı. Özellikle kısa saç sizi her daim modern gösterecektir. Yıllar sonra bile fotoğraflarda demode görünmeyeceksiniz o kadar diyeyim.
  2. Kısa saçı yıkayıp çıkarsınız, çok fazla kötü saç gününüz olmaz, olursa da ya hepsini geriye tarar, ya şapka takar ya da dağınık bırakırsınız.
  1. Diana ile çalışmış makyaj artisti Mary Greenwell prensesin cildinde pek çok ingilizin de sahip olduğu ‘rosacea’ hastalığı olduğunu söylemiş, yani cildin yer yer, pençe pençe dediğimiz şekilde kızarması, alevlenmesi. Özellikle prensesin gençlik fotoğraflarında yanaklarının al al olduğunu anımsarsınız. Yıllar içerisinde cilt bakım rutinini aksatmadan bu durumun üzerinden gelmiş, özellikle de gül yağı çok kullanmış. Aklınızda olsun!
  2. Günlük hayatınızda anahtar parçalarınız olsun, spor şık dediğimiz uğraşılmamış hissi veren rahat bir giyim tarz prenses gibi sizi zamansız kılacaktır.
  1. Vücudunuzun ve yüzünüzün en güzel bulduğunuz yerine oynayın. Uzun bacaklarınıza, dar kalçanıza, güzel dekoltenize, kalın dudaklarınıza veya bakışlarınıza….Diana’nın, alt ve üst kirpik diplerini boyamadığı fotoğrafı yok denecek kadar az. Göz makyajına ve bakışlarının ön planda olmasına önem verdiği anlaşılıyor.
  2. Less is more. Az çoktur. Sadeliğin sofistike ruhunu kullanın. Şık ve tarz görünmek için illaki tasarımcıların kılıklarına ihtiyacınız yok. Jean ve gömlek kadar bir kadını aynı anda kadınsı, zarif, modern, genç ve tarz sahibi gösteren bir ikili daha yoktur herhalde.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir