HUZURLU BAĞIRSAKLAR MUTLU İNSANLAR

İkinci beyin denilen bağırsaklar huzursuz olduğunda bedenen ve ruhen bir çöküş başlıyor. İç Hastalıkları ve Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Tarkan Karakan bağırsak sağlığı için neler yapmak gerektiğini anlatıyor…

İç Hastalıkları ve Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Tarkan Karakan

-Huzursuz bağırsak sendromu nedir? Belirtileri nelerdir?

Huzursuz bağırsak sendromu veya tıbbi adıyla irritabl bağırsak sendromu (İBS) kronik bir hastalıktır. Tanım olarak en az 3 ay veya daha uzun süre karında ağrı, sancı, gaz, şişkinlik ile birlikte dışkı düzeninin değişmesidir. 

Hastalarda ishal, kabızlık veya bu ikisinin karışımı olabilir. 

Nasıl anlaşılır? 

Özellikle 40 yaş üzerindeki hastalara kolonoskopi yapılmalı, ayrıca tüm hastalara kan, dışkı ultrason testleri yapılmalıdır. Çölyak, kolon kanseri, iltihaplı bağırsak hastalığı gibi hastalıklara bakılmalıdır.

-Peki  tedavi yöntemleri neler?

İBS’de tedavi yöntemlerinin başında hastaya hastalığının hayatı tehdit eden bir durum yoktur. Diyet tedavisi önerilebilir. Kabızlık ön planda ise lif tüketimi, su tüketimi ve egzersiz artırılmalıdır. Gaz ve ishal olan hastalarda en fazla 4-6 hafta uygulanacak FODMAP (laktoz, früktoz, galaktan, fruktan) azaltılmış diyet önerilir. Bu diyet bağırsak florasını olumsuz etkiler ama gaz şikayetine çok iyi gelir. Sonra ilaç tedavileri denenebilir. Ne yazık ki İBS’de kalıcı bir tedavi yoktur. Uyguladığımız tedaviler ilaç kullanıldığı süre içinde etkilidir. Özellikle stres, üzüntü gibi durumlarda, gribal enfeksiyonlarda, seyahat, menstruasyon dönemlerinde şikayetler yeniden oluşabilir.

Özellikle post-enfeksiyöz İBS denilen özel bir alt grubunda probiyotikler oldukça faydalıdır. Post-enfeksiyöz İBS mevsimsel ishal veya besin zehirlenmesi sonrası gelişen ve floranın toparlayamamasına bağlı bağırsak düzeninin bozulmasıdır. 

-Beyin- bağırsak ilişkisi hakkında ne diyeceksiniz?

Beyin bağırsak aksı bilim dünyasının yeni üzerinde yoğunlaştığı ve son 3 yılda çok sayıda çalışmanın yapıldığı bir alan. Kısaca bağırsaklarımız ve mikrobiyota beynimizle etkileşim halindedir. Bu etkileşim; doğrudan vagus denilen sinir yoluyla, kortizon hormonu sistemiyle, bağırsak bakterilerinin ürettiği maddelerin beynimizi ve ruh halimizi etkilemesiyle olur. Zaten İBS’de hastaların büyük bir kısmında panik atak, kaygı bozukluğu, hipokondriyazis (hastalık korkusu) ve depresyon görülür. Bu psikolojik olayların bağırsaklardan kaynaklanabileceğine dair birçok kanıt vardır. Bu durumda tek başına anti-depresan ilaçlar yeterli olmamaktadır. Yanında bağırsak mikrobiyotasını olumlu etkileyen probiyotik uygulamalarının da anti-depresan etkiye katkı sağladığı çalışmalarla gösterilmiştir. Yine son yıllarda Alzheimer ve Parkinson hastalığında da bağırsak florasının önemi gösterilmiştir. Multiple skleroz ve otizmde de çalışmalar bulunmaktadır. 

-Bağışıklık ve sindirim sistemimizin sağlığını korumak için probiyotik kullanımını öneriyor musunuz?

Bağışıklık sistemimiz bağırsak florası ile doğrudan bağlantılıdır. Bu nedenle sık seyahat edenler, düzensiz beslenme alışkanlığı olanlar, bağırsak florasını bozan durumlarla sık karşılaşanlar, sık nedeni bulunamayan soğuk algınlığı, üst solunum yolu enfeksiyonu geçirenler, sık idrar yolu veya vajinal enfeksiyonlarda destek tedavisi olarak probiyotik desteği alabilirler. Sindirim sistemi sağlığı için özellikle akut gastroenterit (akut ishaller, besin zehirlenmesi), irritabl bağırsak sendromu, kronik ishal, kronik kabızlık ve gaz durumlarında faydalı olabilir.

Antibiyotik kullandığımızda bağırsakları nasıl korumalıyız?

Antibiyotikler muhteşem ilaçlar, keşfedildiği günden itibaren milyarlarca insanın hayatını kurtardı. Ancak antibiyotikler bağırsak florasını değiştirirler. Kullanmaya başladığımızda toplam bakteri sayısında azalma olur, daha sonra zararlı mikroorganizmalar artar. Sağlıklı bireylerde, araya giren olumsuz bir faktör olmazsa, 4-6 hafta sonra bağırsak florası normale döner. Ancak bazı durumlarda flora eski haline dönemeyebilir. Bu nedenle mümkün olduğu kadar antibiyotiklerden uzak durmak gerek. Ayrıca yapılan büyük ölçekli toplum çalışmalarında yoğun antibiyotik kullanımı ile obezite, iltihaplı bağırsak hastalıkları arasında ilişki bulunmuştur. 

Peki kullanmak zorunda kalırsak? Eğer daha önce antibiyotik kullanımı sonrası ishal, bulantı, mide ağrısı, tat bozukluğu deneyimi varsa, o zaman antibiyotikle birlikte probiyotik kullanılabilir. Ancak bu probiyotik, antibiyotik ile kullanılması bilimsel çalışmalarla desteklenmiş ürünler olmalıdır. Probiyotik dışında bu dönemde bol lifli besinlerle beslenmeliyiz. Sigara alkol tüketmemeliyiz.

Leave a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir