Bir Yaşayanın Kaleminden Rosacea ‘’Gül Hastalığı’’

rosacea gül hastalığı görseli

Ben Naz. Genç yetişkin yaşlarımdan itibaren farklı süreçlerde yüzümde akne ve rozacea problemleriyle başa çıkmaya çalıştım. 30 yaşıma sayılı günler kala hala mücadelem bitmiş değil ama kendi adıma iyi bir yol kat ettim. Genelde gittiğim doktorlar bende hem akne hem rozacea belirtileri olduğunu söylemişti ki bu işleri daha da karmaşıklaştıran bir durum. Son bir senedir kendimi bu konuda oldukça iyi hissediyorum çünkü cildim hiç olmadığım kadar iyi, ben de aynaya baktığımda daha iyi hissediyorum.

Öncelikle cildimizin her birimiz için çok kıymetli olduğunu söyleyerek anlatmaya başlamak isterim. Ciltle ilgili zorluklarla, hastalıklarla uğraşmak gerçekten sabır isteyen bir ‘‘süreç’’. Benim deneyimimde akne veya rozaceanin iyileşmesi için ilk atılabilecek adım güvenebileceğiniz, size iyi gelecek bir dermatolog ile çalışmak. Benim en büyük şansım bana güven veren, iyi hissettiren ve her randevuda beni motive eden dermatoloğumla yolumun kesişmesi oldu. Sonrasında ise dermatoloğumun verdiği ilaçları, bakım ve tedavileri düzenli olarak, aksatmadan kullanmaya devam ettim, ki hala ediyorum.

Rosacea “Gül Hastalığı’’ nedir? yazımızı buradan okuyabilirsiniz.

Cildimi takip etmeyi, kontrole gitmeyi ihmal etmiyorum. Cilt bakımı bu sürecin olmazsa olmazı. Doktorumun önerdiği bakım ürünleriyle kendime özgü bir bakım ritüeli oluşturdum. Kokusuyla beni rahatlatan bir mum yakıyorum, lavanta yağımı (veya ruh halime göre farklı bir uçucu yağı) aromaterapi difüzörüne ekliyorum. Hafif bir müzik eşliğinde bakımımın vazgeçilmezi olan çay ağacı yağı içeren temizleyicim ile rutinime başlıyorum. Kullandığım ürünler nazik ürünler olduğu için yatıştırıcı etkisini hissetmeye çalışıyorum. Bu süreçte önereceğim çok önemli bir adım “kendi ritüelinizi oluşturmak”. Bu anlar hem ruhunuza iyi gelecek hem de iyileştiğinizi hissettirerek sürece gerçekten pozitif etki sağlayacak.

Tedavi sürecimde ilaçlara ve bakım ürünlerine ek olarak izler ve kalan sivilce benzeri kabarıklıklar için PRP, BBL, Scarlet X uygulamalarından da faydalandım. Doktorunuzun yönlendirmesi çok önemli elbette ama ben özellikle PRP’nin çok olumlu etkisini gördüm. Cildim çok parlaklaştıran PRP işlemi için iğne ile kanım alındı, işlendi ve işlenen kan yeniden bana verildi, acısızdı.

Cildimiz bazen iç dünyamızla ilgili bir şeyler söylemek istiyor sanki. Ben bir klinik psikolog olduğum için işin ruhsal boyutunu da sürecimden hiçbir zaman ayrı tutamadım. Stres zaten rozacea ve akne için tetikleyici görülen etmenlerden birisi. Bana, günlük rutinlerimde stresle başa çıkmak için bir içsel alan yaratmak, duygularımı ifade etmek kesinlikle çok iyi geldi. Tüm bunların yanında beslenme ve uyku gibi konulara da çok dikkat ettim.

Cildinizle ilgili herhangi bir zorlukla uğraşıyorsanız bence aklınızda olması gereken en önemli nokta şu: tedavi iyiye gittiği gibi zaman zaman da kötüye gidebilir.

Örneğin regl öncesi dönemde, hayatımda yoğun stres altında olduğum duygusal, depresif hissettiğim dönemlerde etkisini aynada görebiliyorum. Cildimi, yapısını, bana nelerin iyi geldiği, nelerin gelmediğini anladıkça, cildimi tanıdıkça, değişimi fark etmeye başladım. Ancak bilmelisiniz ki bu yolda başarılı olmanın anahtarı “bu süreci yönetebilme” yeteneğiniz. Neyi, ne zaman ve nasıl yapmanız gerektiğini kavradığınızda ve hayatınıza adapte ettiğinizde çok da yorulmadan bu mücadelenin galibi bilin ki sizsiniz!

Eğer cildinizle ilgili bir zorlukla baş ediyorsanız, size ilham olması dileğiyle…

Written By
More from Naz Töz
TAM KAPANMA SÜRECİNDE PSİKOLOJİMİZİ KORUMAYA DAİR…
Yazar: Klnk. Psk. Naz Töz Ne kadar zor bir süreçten geçiyoruz bir...
Read More
Leave a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.