SİHİRLİ TOZ: MATCHA

Farkında mısınız bilmem, yüzyıllardır süregelmiş tarihleri olan yiyecek ve içeceklerden bazıları, günümüz sağlıklı yaşam dünyasında yeni yeni kendilerine bir yer ediniyor. Kimisi bu yiyecek ve içeceklere bir trend gözüyle bakıp menüye eklerken, “Daha düne kadar marulla yaptığımız yeşil salataya ne ara kinoa karıştı?” diyenlerin sayısı da azımsanamayacak kadar çok. Aslına bakarsanız sağlıklı yaşamın tüm dünyayı etkisi altına aldığı şu günlerde sahneye yeni oyuncuların katılmasındaki temel fikir sanıldığı gibi “modern beslenme” anlayışından ziyade, daha çok besleyici alternatif gıda arayışına girilmesi. Malum, içeriklerinden ötürü hayatımızdan çıkarttığımız birçok besinin ve içeceğin muadilleri keşfedildikçe, sağlıklı beslenmeye bir adım daha sıcak bakar hale geliyoruz.

Tüm bunlar olup biterken, alternatif keşif hikayelerine hiç karışmadan sağlıklı yaşam dünyasındaki yerini uzun yıllardır korumuş yeşil çay’ın tahtına son zamanlarda yeni yeni adını duyduğumuz bir rakip çıktı..

 Üstelik de rakip, tam olarak yeşil çay’ın kendi ailesinden geliyor..

 Gölgede yetişen, bu sebeple yüksek klorofil ve buna bağlı olarak da antioksidan içeren, üstüne üstlük yetişen bu çay yapraklarının birebir toplanıp, kurutulup, öğütülerek toz hale getirilmesinden doğmuş bir çay, “MATCHA”

Hadi her geçen gün dünyamıza daha da ortak olan matcha’yı, metabolizmanın sihirli tozunu, en göze çarpan özellikleriyle daha yakından tanıyalım ve hayatımızda ona da yer açalım!

NEREDEN, KİMLERDEN?

 Japon ailesine ait bir çay olan matcha, adını da toz halinde bir çay oluşundan almış. Japonca toz haline getirilmiş (ma) ve çay (cha) kelimelerinin birleşimi… Bugün hala Japon kültüründe çok önemli bir yeri olan çay seremonilerinin  (Japon dilinde çaya giden yol olarak bilinen Sadou) en büyük eşlikçilerinden biri olan matcha çayı, bu seremonilerin saygı, sessizlik, saflık ve uyum felsefeleriyle de eşleştiriliyor.

 GELELİM FAYDALARINA…

 Yaprakların direkt olarak toz haline getirilmesiyle elde edildiğinden, yüksek klorofil içeriği onu etkili bir antioksidan yapıyor.

 Her gün artması için çalışıp durduğumuz metabolizma hızımızı yükseltiyor; hem de yeşil çaydan çok daha etkili bir derecede. (10 kat kadar daha etkili olduğu söyleniyor)

 Demlenmeksizin direkt olarak toz halindeki çayın kendisini içtiğimiz bir içim şekli var ve bu sebeple tüm yararlı içerikleri direkt olarak vücudumuza alıyoruz. Bu sayede toksinlerden arınıyor, cilt hücrelerimizi güçlendiriyor, ve hatta çayın meditatif etkilerinden dahi yararlanıyoruz.

 Ancak onu biraz daha farklı kılan bir şeyler var ki o da, hem kendine özgü kültüründen hem de diğer çaylardan daha yoğun olmasını sağlayan yetiştirme şeklinden geliyor.

 NASIL HAZIRLANIR?

 Matcha çayını hazırlamak 5 dakikadan bile daha az zamanınızı alacak. Kendine özgü hazırlama tekniğini kullanmak ise sizi Japon kültürüne daha yakın hissettirebilir.

 Japonlar matcha çayını hazırlamak için chasen adını verdikleri bambu bir karıştırıcı kullanıyorlar, ve tabii bir de chawan adını verdikleri kase ile, matcha çayını ölçümlendirdikleri chashaku isimli çay kaşığı.

Photo Credit: Ilovematchatea.co.uk

 Kaynamaya yakın sıcaklıktaki su ile chasen ve chawan hafifçe yıkandıktan sonra, yaklaşık 60 ml su üzerine bir çay kaşığı matcha eklemelisiniz. (bir kase çay için)  

Sonrasında ise chasen yardımıyla çayı köpürtene kadar karıştırmanız yeterli.

Photo Credit: nourishthroughnature.com

SADECE BU KADAR MI?

 Yalnızca bu şekilde değil, birbirinden farklı lezzetlerde de matchaya yer verebilirsiniz. Fit tariflerinizin içerisine ekleyeceğiniz matcha tozu hem tarifinize antioksidan bir içerik katacak, hem de görüntüsünü değiştirerek sunumunuzu renklendirecek. Önümüzdeki günlerde böyle bir tarif deneyip fikirlerimi paylaşacağım. Takipte kalın! 🙂

  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir