MAYIS GÜZELİ: AUDREY HEPBURN

Moda ve güzellik ikonu Audrey Hepburn’ün ilham verici hayatından kesitler…

4 Mayıs 1929’da Brüksel’in Ixelles adlı bölgesinde dünyaya geldi.

10’lu yaşlarının başındayken ülkeleri Nazi işgaline uğrar ve Audrey hayatının en zor dönemine küçücük yaşlarındayken girer.

Beş yaşında dans etmeye başladı. Hayali, dans etmeyi çok sevdiği için balerin olmaktı. Ancak savaş yılları boyunca yeterli beslenememesi ve vücudunun zayıf düşmesi onu baş balerin olma hayalinden alıkoydu.

Başından iki evlilik geçti ikisi de farklı nedenlerle sona erdi. Hepburn’un Mel Ferrer’den Sean adında ve Dr. Andrea Dotti’den de Luca adında iki çocuğu var.

O zayıf fiziğine rağmen en iştahla ve hayır demeden yediği, en sevdiği tabak Spaghetti Al Pomodoro’ydu. (domates soslu spaghetti)

İnanılmaz derecede dile kabiliyetliydi. Beş dil biliyordu. İngilizce, İspanyolca, Fransızca, Hollandaca ve İtalyanca konuşabiliyordu.

 Pippin adında (ve takma adı ‘Ip’) bir evcil yavru geyiği vardı

Gözleri güzelliğinin dillere destandı ve onları bu kadar büyüleyici yapan şey de uzun kıvrık  kirpikleriydi. İyi taranmış gür kirpikleri ede etmek için maskara uygulandıktan sonra kirpiklerini bir iğne yardımı ile ayırırdı.

Ekmek yerine tükettiği patates, öğünlerinin olmazsa olmazıydı.

Bir prensesi canlandırdığı ”Roman Holiday” ilk başrolüydü ve oynadığı bu film sayesinde En İyi Kadın Oyuncu Oscar Akademi Ödülü’nü kazandı.

İKONİK TARZI;

Farklılığı ”Audrey Look” denilen zamansız bir stil akımının da başlamasını sağladı.

Dalgalı saçları olmasına rağmen minik kakülü ve kısa saçı en iyi şekilde taşıyan isimdi, hatta pixie model saçlarıyla bir ikon haline geldi.

Audrey, Givenchy’ye bir parfüm yaratması için ilham veren gerçek bir ilham perisiydi.

“Breakfast at Tiffany’s’’ filminden sonra “Tiffany and Co.” markası son derece popüler hale geldi.

Little Black Dress’in yaratıcısı aslında Coco Chanel’dir, ancak Audrey Hepburn onu her yerde giymeye başladıktan sonra , siyah minik elbise kavramı çok daha popüler bir hale geldi. Bu nedenle Hepburn’ün her kadının dolabında olmazsa olmaz parçası haline gelen klasik siyah elbiseye ün kazandırdığını söyleyebiliriz.

“Sabrina” filmini hatırlıyor musunuz? Audrey Hepburn’ün giydiği elbisenin ilginç bir dekoltesi var. Bu filmden sonra, dörtgen dekolte, Sabrina adını aldı.

Audrey ayrıca erkeksi kıyafetlere karşı bir tutkuya sahipti. Mesela, “Roman Holiday” filminde erkek tarzı beyaz bir gömlek ile karışımıza çıkmıştı. Rahat ve gündelik kıyafetler giymekten korkmuyordu, ne kadar maskülen bir parça giyerse giysin, saçını ne kadar kısa kestirirse kestirsin feminen zarafetinden asla bir şey kaybetmiyordu. Kuşkusuz onun alameti farikası buydu….

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir