KARANTİNADA BİR HAMİLE

Ruh, beden, zihin üçlemesini dehşete düşmekten koruyabilirsin. Nasıl mı?

Hamile olduğumu öğrendiğimin ertesi günü Türkiye’de okullar kapatıldı ve biz de evlerimize kapandık. Bu benim ilk hamileliğim, heyecan ve mutluluktan havalara zıplamak isterken, bir yandan içimde kocaman bir endişe balonu şişiyordu. İlk bir-iki ay biraz bocaladıktan sonra kendimi toparlamanın yöntemlerini aramaya koyuldum ve bardağın dolu tarafını görmeye başladım.

Ben, güvendeyi(z).

Hem kendi doktorum hem de sosyal medyada takip ettiğim farklı kadın doğum uzmanlarının söyledikleri içimi çok rahatlattı; covid-19 karşısında hamile bir kadın, sadece kendi yaş grubu ve bireysel sağlık durumu kadar risk taşır. Tabii ki, tüm zamanlarda yaşanmış tüm gebeliklerde olduğu gibi, mümkün olduğu kadar ilaç içilemeyeceği için kendini her türlü mikrop ve virüsten korumak gerekiyor.

Bunun yanı sıra, Fransa’da yeni normaller açıklanırken risk gruplarının içinde hamileliğinin 3. trimesterindeki (28. haftadan itibaren) kadınlar da sayılıyor.

Sonuç olarak n’apıyoruz? Dehşete düşmeden kendimizi koruyoruz. Evden gerekmedikçe çıkmıyoruz. Dışarısıyla ilişkisi olan kişilerden uzak duruyor ve hijyenimize dikkat ediyoruz. Herkes gibi yani, belki bir gıdımcık daha fazla.

Oh yeah, ye ye…yemesen mi artık?

Karantinada hamile olmaya gerek yok, herkes buzdolabında yaşıyor. Hamileliğinde kilo alımına dikkat etmek – eğer sağlık problemi yoksa – tamamen kişisel bir karar diye düşünüyorum. Ben her gün ne yediğime dikkat ediyorum ve bunu severek yapıyorum, ıstırap çekerek değil.  Ayrıca doğum sonrası, bu yeni yaşama şekline alışmaya çalışırken bir de 20 kilo vermeye çalışmak istemiyorum. Az yemiyorum, çok sağlıklı besleniyorum ve haftada 2 öğün canım ne istiyorsa onu gönül rahatlığıyla yiyorum.

Eminim tüm hamile kadınlar bu konuyu derinlemesine araştırıyordur; mutlaka bol sebze, protein, kalsiyum ve vitamini eksik etmemek gerekiyor. Karbonhidrat da almak gerekiyor ama ölçülü bir miktarda. Bir de bu karbonhidrat öyle bir şey ki her yerden çıkıveriyor zaten! Sabah yiyeceğin ekşi mayalı, tam tahıllı, besleyici iki dilim ekmek çok iş görüyor.

Ben ilk başlarda pilava doymuyordum, doktorum haftada bir kere yiyebilirsin dedi. Ölçülü yemekten kastım bu. Fırında mücver yaparken un yerine yulaf koymak gibi minik dokunuşlar tüm olayı çözüyor aslında.

Harekette bereket var

İlk üç ayı atlattıktan sonra, her gün hareket etmeye başladım. Yarım saat dahi olsa, vücuduma çok iyi geldi. İnternette farklı kaynaklarda hamile pilatesi veya yogası videoları var. Ben birkaç senedir düzenli pilates yapmama rağmen henüz ona girişmedim, yoga yapmak ayrı bir keyif verdi. Bedenim esnedikçe ruhum nefes aldı sanki.

Youtube’da Sarah Beth Yoga hesabında birbirinden farklı yoga akışlarından kendine en uygun olanını bulabilirsin.

Kafamdaki tilkileri uyuttum

Her sabah kafamda sorularla uyanıyor, geceleri uykumdan uyanıyor, gündüzleri zihnim sürekli dönüp duruyordu. Bir şey yapmazsam eğer aklımı yitirecektim, bu kadar boş zaman ve bilinmezle bir arada yaşamak kimseye göre olamaz. Meditasyona başladım. Sabah ve akşam 15-20 şer dakikalık meditasyonlar yaparak, zihnimi toparlayabiliyorum artık.

Meditopia’da farklı alanlarda bir çok yönlendirmeli meditasyon ile kendine bir kaç dakika ayırmayı deneyebilirsin.

Aynada gördüğüm kişiyi seviyorum

İnsan kendini perişan bir halde, saç baş dağılmış, lekeli kıyaftlerle görünce aynaya bakmaz oluyor, kendinden uzaklaşıyor. Zaten vücut değişiyor, cilt bir kuruyor bir yağlanıyor, saçlar uzayıp şeklini kaybediyor yani biraz modifikasyon şart! Öncelikle sabah akşam vücudumu nemlendiriyorum. Karın, göğüs ve basenlerime çatlak önleyici ürünler uyguluyorum. Yüzüme kremlerimi sürüyorum. Saçlarımı tarıyorum. Son olarak hem karnımı sıkmayacak, hem de gözüme güzel görünen bir elbise giyiyorum. Haftada bir gün ellerime, ayaklarıma ve yüzüme bakım yapıyorum. Ellerime oje sürüyorum(!) Yaz renklerini tırnaklarımı görmek içimi ısıtıyor. Kısacası kendimi her gün, kendimle date’e çıkmaya hazırlıyorum da diyebiliriz.

Hamilelik çok değişik bir deneyimmiş, yaşamadan tahmin edemezdim. Hem büyülü, hem de endişe ve bilinmezlerle dolu olabiliyormuş.  Herkesin deneyimi farklıdır şüphesiz ama elimizdekini yukarı çekebilmek için sadece bakış açımızı değiştirmemiz yetiyor.

Ah! Neredeyse en önemli kısmını unutuyordum, korkarım hamilelik beynimin bir kısmını sessize aldı. Her fırsatta minik balıkla konuşabilirsin! Ona duygularını anlatabilir, kendinden bahsedebilir, her şeye rağmen dünyada yaşamanın ne kadar güzel bir şey olduğunu ve onu güvende tutmak için elinden gelen her şeyi yapacağını anlatabilirsin.

İnan, her şey yolunda…

Karantinada güzellik düşkünü bir hamilenin olmazsa olmazları…

1 Bio Oil Cilt Bakım Yağı

Karın, göğüs ve basen bölgesine sabah akşam uyguluyorum. Çatlak oluşumunu önlerken derinlemesine nemlendiriyor.

2 Lierac Phytolastil Çatlak Önleyici Jel

Birlikten güç doğar! Sabahları Bio Oil ile karıştırarak uyguluyorum.

3 Neutrogena Deep Moisture Vücut Yağı

Vücudumun geri kalanını nemlendirmek için her gün uyguluyorum.

4.  Shiseido Waso Sleeping Mask

Geceleri yatarken uyguluyor ve sabah taze ve canlı bir cilde uyanıyorum.

5.  Sephora Collection Creme Reconfortante Yaşlanma Karşıtı Nemlendirici/ Sephora Collection Ultra Aydınlatıcı Serum

Bu ikiliyi doğal içerikleri için denemeye karar verip çok memnun kaldım. Derinlemesine nemlendirirken, cildime ışıltı katıyor ve sağlıklı bir görünüm veriyor.

6 Origins Plantscription Anti-Aging Eye Treatment

İnce çizgiler göz çevresinde belirmeye başladıysa eğer, doğal içerikli bu göz kremini sabah akşam uygulama zamanı gelmiş demektir.

7 Shiseido Expert Sun Protection Lotion SPF50+ For Sensitive Skin&Children

Hamilelikte oluşan güneş lekelerine karşı hassas ve güvenilir koruma.

8 Neutrogena CICA-Onarıcı El Maskesi

Maniküre gidemiyorsak, ölmedik

9 Sephora Collection Ayak Maskesi

Pedikürün konforlu hali

10 Nuxe Insta-Mask Peeling Etkili Bütünleştirici Maske

Haftalık cilt bakımının olmazsa olmaz narin ve doğal tamamlayıcısı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir