CİLT BAKIMINDA PEPTİTLER

Hepimize gençleşme ya da genç kalma vaatleri sunan peptitlere biraz daha yakından bakalım mı?

EDİTÖR: BEGÜM GÜZEL GÜNGÖR

Yazın etkileri kendini göstermeye başladı ve artık, güneş hassasiyeti oluşturma riski nedeniyle cilt bakımında güçlü aktiflere ara vereceğimiz dönemdeyiz. Diğer yandan, güneşin etkisini artırması sonucu cildimizin alabileceği UV hasarı ile foto yaşlanma belirtilerinin de artacağı bir dönem. Yaşlanma etkilerine karşı yılın her mevsiminde kullanımı uygun ve avantajlı olsa da, yazın biraz daha öne çıkabilecek bir kozmesötik içerik grubu var: Peptitler…. 

Cilt bakımında peptitler 

Yazın etkileri kendini göstermeye başladı ve artık, güneş hassasiyeti oluşturma riski nedeniyle cilt bakımında güçlü aktiflere ara vermeyi ya da en azından hafifletmeyi düşünmenin iyi olacağı bir dönemdeyiz. Diğer yandan, güneşin etkisini artırması sonucu cildimizin alabileceği UV hasarı ile fotoyaşlanma belirtilerinin de artacağı bir dönem. Yaşlanma etkilerine karşı yılın her mevsiminde kullanımı uygun ve avantajlı olsa da, yazın biraz daha öne çıkabilecek bir kozmesötik içerik grubu var: Peptitler. Bu yazıda, hepimize gençleşme ya da genç kalma vaatleri sunan peptitlere biraz daha yakından bakacağız.  

Peptit nedir?

Peptitler, genel olarak 2-50 amino asitin bir araya gelmesinden oluşan zincirlerdir. Vücutta doğal olarak meydana gelen peptitlerin temel çalışma alanı hücresel iletişimdir. Protein regülasyonu, hücre üremesi, hücre göçü, enflamasyon, melanin üretimi vb süreçlerde görev alır ve vücuda ne yapması gerektiğini söylerler.  

Peptitlerin bir araya gelmesinden de vücudumuz için çok önemli fonksiyonları olan proteinler meydana gelir. Bu nedenle peptitleri “mini proteinler” gibi düşünebiliriz.

Kollajen ve elastin proteinleri ile hyalüronik asit, cildimizin temel yapı taşlarıdır. Kollajen cildimizin sağlam ve gergin olmasını sağlayıp iskelet görevi görür; elastin esnek olmasını ve çekilip bırakıldığında hemen toparlanıp yerine gelmesini, hyalüronik asit de suyu çekerek cildin tüm katmanlarda nemli ve kaygan olmasını sağlar.

Peptitler deride kendiliğinden oluşabildiği gibi sentetik olarak da geliştirilebilirler. Kozmesötik alanında hiç de yeni değiller aslında; ilk olarak 1973’te Pickart tarafından geliştirilen ve bakırı bağlayan GHK-Cu peptidiyle sahneye çıkmışlardı.  

Cilt bakımında peptitler ne işe yarar?   

Topikal cilt bakımı ürünlerinde yer alan peptitler, cildin görünümünde belli değişimler oluşturmak üzere kullanılırlar ve temelde elçi görevi görürler. Etki alanına göre deri hücrelerine istediğimiz mesajı göndermemizi sağlayacak doğal peptitleri taklit eder ya da yaşla birlikte azalan fonksiyonları teşvik etmemize yardımcı olurlar. 

Aminoasitleri rakamlar olarak düşünürsek, belli rakamların belli bir sıralamayla bir araya geldiğinde bir şifre oluşturması gibi belli amino asitler belirli bir şekilde ve sayıda sıralandıklarında da tıpkı bir şifre görevi gören bir peptit oluştururlar. Oluşan peptit, sadece belirli bir fonksiyonu başlatmak üzere doğrudan hedefine gider.  

Bu bağlamda peptitler, özel tasarım cilt bakımı ürünleri oluşturmayı mümkün kılar. Bugün varolan çok sayıdaki peptit ile cildin güçlendirilmesi ve sıkılaşması, kırışıklık oluşumunun azaltılması ve varolan kırışıkların yumuşatılması, göz çevresinde torbalanmanın azaltılması, cilt kızarıklığı problemlerinin azaltılması ve enflamasyonun giderilmesi ve de cilt içerisindeki hasarın onarılması sağlanabilir. 

Proteinler boyut itibariyle deriden emilemezken peptitler, doğru mekanizmalarla deri altına inebilirler. 

Peptitlerin nasıl çalıştığını anlamadan önce birkaç kavrama daha göz atalım: 

Deri; epidermis, dermis ve hipodermis olmak üzere üç tabakadan oluşur. En dıştaki epidermisin büyük kısmını “keratinosit” adı verilen hücreler oluşturur. Yeni deri hücreleri, epidermisin en altında üretilip üst katmanlara doğru çıkarken ölür ve buna hücre yaşam döngüsü denir. Buna bağlı olarak dış dünyayla aramızdaki bariyer olan “Stratum Corneum” (SC) tabakası tamamen ölü deri hücrelerinden oluşur. Bebeklikten itibaren giderek yavaşlayan bir döngüyle her gün ölü deri hücreleri atılıp yerine yenileri üretilir.  

Dermis tabakası ise çoğunlukla “fibroblast” adı verilen hücrelerden oluşur. Bunların temel görevi de 

kollajen ve elastin sentezlemek ve böylece “hücre dışı matriks” adı verilen yapıyla derinin iskelet fonksiyonunu sağlamaktır. 

Vücutta kollajen bir yandan üretilirken diğer yandan kollajenaz enzimleriyle parçalanıp yıkıma uğrar. Yıkım üretimden fazla olduğunda da ciltte yaşlanma belirtileri kendini gösterir. Bu nedenle cildimizin biyolojik saatini kontrol edebilmek için, yapısal proteinlerin senteziyle yıkımı arasında bir denge sağlayıp bu dengeyi de korumaya çalışmamız gerekir.  

Derimizin ortalama %70-80’ini kollajen lifler oluşturur, fakat 25 yaş itibariyle her yıl bunun %1’ini kaybetmeye başlarız ve bu kayıp süreci, ortalama 40 yaş sonrasında artış gösterir. Burada hem yaşlanan fibroblastların tip I kollajen üretme kapasitesinin azalması hem de içsel ve dışsal (UV hasarı, çevre kirliliği, sigara, kötü beslenme vb) nedenlerle kollajenaz ve elastinaz (kollajen ve elastinin parçalanmasına neden olan) enzimlerinin üretiminin artması etkili olur. Yani üretim yavaşlarken tüketim hızlanır. 

Ancak bir yaralanma ya da termal bir uyarılma söz konusu olduğunda fibroblastlara, faaliyetlerini artırmaları için gönderilen çok sayıda sinyal, cilt bakımında kullanılan peptitlere de ilham oldu ve yaşlanma etkileriyle mücadele için bugüne dek çok sayıda peptit geliştirildi, halen de bu alandaki teknoloji giderek gelişiyor. 

Cilt bakımında kullanılan peptit kategorileri

Cilde olan etkileri bakımından peptitleri 4 ana kategoride toplayabiliriz: 

  1. Sinyal peptitleri 
  2. Taşıyıcı peptitler 
  3. Nörotransmiter baskılayıcı peptitler (nöropeptitler) 
  4. Enzim baskılayıcı peptitler 
  • Sinyal peptitleri

Dermisteki fibroblastları çoğalmak üzere uyarırlar ve böylece daha fazla kollajen sentezlenmesini ve depolanmasını sağlar, ayrıca deri hücrelerinin hücre dışı matriks bütünlüğünü yeniden düzenlerler. Kollajene ilave olarak elastin, hyalüronik asit, epidermal büyüme faktörleri (EGF) vb üretimini de tetikleyebilirler. Genel anlamda cildin kendisini daha hızlı yenilemesini sağlayarak elastikiyetini geri kazanmasına ve sıkılaşmasına yardımcı olurlar. 

Ürünlerin içerik listesinde gördüğümüz sinyal peptitler: Palmitoyl Pentapeptide-4 (Matrixyl®), Palmitioyl Tripeptide-5 (Syn-Coll®), Palmitoyl Tetrapeptide-7 (Rigin™), Palmitoyl Hexapeptide-12 (Biopeptide-EL™), Acetyl Tetrapeptide-9 (Dermican™) ve Acetyl Tetrapeptide-11(Syniorage™), Palmitoyl Tripeptide-1 (Biopeptide CL™), Hexapeptide-11 ya da Pentamide-6, Hexapeptide-14, Tripeptide-10 Citrulline (Decorinyl®), Tetrapeptide-21 (TEGO® Pep 4-17), Palmitoyl Tripeptide-38 (Matrixyl™ synthe’6)  

  • Taşıyıcı peptitler

Sinyal peptitlerinin bir alt grubu olan bu peptit grubunun temel görevi, Stratum Corneum (SC) tabakasından geçip dermisteki hücrelere bakır ya da manganez gibi aktif içerikleri iletmek için sinyal taşımaktır. Bu metaller yara iyileşmesi ve Reaktif Oksijen Türlerinin (ROS) yok edilmesiyle ilgili süreçler için gereklidir. Özellikle yara ya da akne sonrası izlerin iyileşmesinde yardımcı olurlar. 

Ürünlerin içerik listesinde sıklıkla gördüğümüz taşıyıcı peptitler: Copper Tripeptide-1, Manganese Tripeptide-1

  • Nörotransmiter baskılayıcı pepttitler (nöropeptitler)

Sinir-kas iletişiminde görev yapan proteinlerin yapısına benzer şekilde tasarlanan bu peptit grubu, mekanizmaya müdahale ederek bir “kas gevşetici” gibi çalışır ve kasılmayı en aza indirerek mimik çizgilerinde rahatlama sağlayabilir. Bu yüzden onlara “mini botoks” peptitleri de diyebiliriz. Özellikle yeni oluşmaya başlayan çizgilerde çok iyi etki gösterirler. Bu peptit grubunu devamlı değil de ortalama 3 aylık kürler halinde uygulamak daha sağlıklı olacaktır. 

Ürünlerin içerik listesinde sıklıkla gördüğümüz nöropeptitler: Acetyl Hexapeptide-3 (Argireline), Pentapeptide-3 (Vialox®), Pentapeptide-18 (Leuphasyl®), Tripeptide-3 (Syn-Ake), Acetyl Octapeptide-1/-3 (SNAP-8)

  • Enzim baskılayıcı peptitler

Kollajeni parçalayan enzimleri baskılayıp bu yıkım sürecini engelleyerek çalışırlar. Birçoğunda antioksidan ve antienflamatuar etkiler de bulunur. 

Ürünlerin içerik listesinde sıklıkla gördüğümüz enzim baskılayıcı peptitler: Acetyl Tetrapeptide-5 (Eyeseryl®), soybean oil (soya fasulyesi yağı), rice protein (pirinç proteini), silk protein (ipek proteini) 

Peptit kullanımının yan etkileri ya da dezavantajları

Cilt bakımında peptit kullanımının en önemli dezavantajı, iletim ve hedefe erişimdir. Protein moleküllerinin deriden emilemeyecek kadar büyük molekülde olduğunu söylemiştim. Bu nedenle mesela topikal olarak kollajen içeren bir ürün sürerek ciltteki kollajen seviyesini artıramayız, çünkü emilim gerçekleşmez. Molekül boyutu ve ağırlığının çok daha küçük olması, yani kollajen peptitlerine dönüştürülmesi lazımdır. Her ne kadar peptitler çok daha küçük olsa da, bazılarının emilimi yine de zordur. Buna yönelik elektrik akımı, enjeksiyon stratejileri ya da hedef odaklı lipozomlar ve nanopartiküller gibi teknolojiler geliştiriliyor. Bu da, iyi bir peptit ürününün maliyetini artırıyor elbette. 

Bunun haricinde, kimyasal olarak aktif olmadıkları ve faaliyetleri doğası gereği biyolojik olduğu için (örn. sinyal göndermek) teoride ve pratikte peptitlerin tahriş ve yan etki riski düşüktür. Güneş hassasiyeti oluşturmazlar ve genel olarak tüm cilt tipleri tarafından rahatlıkla kullanılabilirler.

Önemli olan bir nokta, çalıştıkları pH farkı nedeniyle peptitlerle doğrudan asit ürünlerini (AHA,BHA, L-askorbik asit [saf C vitamini]) peş peşe kullanmamak. 

Farklı amino asitlerin bir araya gelmesiyle çok sayıda peptit türetilebilir ama bu, hepsinin ciltte etkili olacağı anlamına gelmiyor. Bu nedenle en iyi seçenek, gerçek insanlar üzerinde klinik çalışması yapılmış olan peptit ürünlerini tercih etmek. Farklı peptitler aynı formülasyonda buluştuklarında bir sinerji oluşturup daha güçlü çalışabiliyor, bu da peptit kompleksi içeren ürünleri tercih etmek için ayrı bir neden. 

Peptitler her ne kadar onları geliştirenler tarafından mucizevi etkilerle tanımlansa da üzerinde yapılan bilimsel bağımsız çalışmaların artmasına ve geniş kapsamlı etkilerini daha iyi anlamaya ihtiyacımız var. Bu nedenle beklentilerimizi ayarlamamız önemli. 

Peptit ürün önerileri 

Cilt bakımı ürünlerinde peptitlere en fazla göz kremlerinde rastlıyoruz, çünkü göz çevresinde tahriş riski oluşturmadan çizgi ve kırışıklara etki etme kapasiteleri var. Ayrıca yaşlanma etkilerine karşı nemlendirici kremlerin içinde de karşımıza çıkabiliyorlar. Ama serum ya da ampul şeklinde formüle edilmiş ve birden fazla peptit türünün bir araya geldiği peptit kompleksleri, daha yoğun etkileri görebilmemize yardımcı olacaktır. 

Kaynaklar

Sivamani, Raja K. et al., Cosmeceuticals and Active Cosmetics, 2016. 

Errante, Fosca et al., Cosmeceutical Peptides in the Framework of Sustainable Wellness Economy, Frontiers in Chemistry, 30.10.2020. 

Ferreira, Marta Salvador et al., Trending Anti-Aging Peptides, Cosmetics, 14.11.2020.

Schagen, Silke Karin, Topical Peptide Treatments with Effective Anti-Aging Results, Cosmetics, 22.05.2017. 

Draelos, Zoe Diana, MD, Cosmetic Dermatology: Products and Procedures, 2016.    

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir