SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR DÜNYA İÇİN “SLOW BEAUTY” AKIMINI KEŞFET!

Kozmetik sektöründe, cilt bakım kategorisi %42 ile en büyük kategori. Onu daha sonra saç bakım, sonra da renkli kozmetik takip ediyor. En karlı kategorilerden olan cilt bakım sektörünün 2025 yılında 177 milyar dolarlık bir değerinin olması öngörülüyor. Bu karlı sektörde var olmanın dinamiklerini günümüzde şüphesiz, tüketiciye sürekli olarak yeni bir şeyler sunmak oluşturuyor. Sürekli ‘yeni’ ürünleri tüketiyoruz. Sadece fiziksel olarak değil, okuduğumuz yazılarda, izlediğimiz videolarda da ‘yeni’ olanları tercih ediyoruz.

Öyle ki günümüzde her şeyi hızlı tüketmeye programlandık, bu yüzden bugün ‘yeni’ olan bir şey çok çabuk ‘eski’ye dönüşüyor. Bunu ‘yenilik’ bağımlısı olduğumuzla da açıklayabiliriz.

‘Yeni’ ürünler, eski ürünlerin ‘yeni’ versiyonları, ‘yeni’ içerikler, ‘yeni’ cilt bakım yöntemleri… ‘Yeni’, bizi hızlı tüketimin içine çeken etkileyici ve merak uyandıran bir kelime…Yavaş güzelliği felsefe olarak belirleyen bazı markalarsa bu bitmek bilmez ‘yeni’ takınsının karşısında durmakta.

Bir marka tüketiciyi sürekli olarak satın almaya, tüketime tevşik ettiğinde ne derecede sürdürülebilir olabilir? Bu sorunun cevabını doğaya saygı, hayvanlara saygı, geri dönüştürülebilir ambalaj, etik çalışma ortamı, etik hammadde tedariği gibi konulara değinmesine rağmen yetersiz buluyorsanız o halde ‘slow beauty’ yani ‘yavaş güzellik’ akımı sizin için tatmin edici bir cevap sağlayabilir.

Yavaş güzellik akımı, yukarıda saydığımız doğaya saygı gibi diğer tüm özellikleri değerli bulması ve desteklemesinin yanı sıra, sürdürülebilirliğin en temeline yani az tüketime değiniyor. Bu akımı, ‘Fast food’, ‘fast fashion’ gibi hem dünya, hem insan için (fizyolojik, psikolojik, ekonomik etkileriyle vb.) ciddi götürüleri olan tüketim şeklinin karşısında duran, ‘yavaş moda’ gibi akımların güzellik dünyasına adapte edilmiş bir hali olarak da düşünebiliriz.

Yavaş güzelliğin, en basit ve kapsayıcı tanımı ‘yavaş tüketmek’ dolayısıyla ‘az tüketmek’ olsa da, farklı markalara göre farklı anlamlar da taşıyor. Yavaş güzelliği bir akım olarak incelemenin yanı sıra değerleri ve beraberinde gelen tutum ve davranışları toplumun genelinden farklı olan bir karşı kültür olarak da ele alabiliriz. Karşı kültürde kişinin kendini tanıması, kendi değerlerini keşfedip, bu değerlerin farkına varması ile kendi özüne dönme arzusunda olanları bir arada bulabiliriz.

Yavaş güzellik, ‘fazla tüketiyorum, bu hem bedenime, hem de içinde bulunduğum bu dünyaya iyi gelmiyor’ düşüncesinden oluşabileceği gibi az tüketimin kişinin süregelen bir özelliği de olabilir. Özellikle Z kuşağının (1990’ların sonu ile 2000’lerin başında doğanlardan oluşan kuşak) sürdürülülebilirliğe son derece önem verdiğini, bir çoğunun kendilerini duyarlı tüketici olarak tanımladıklarını biliyoruz. Z kuşağı ‘cildime sürdüğüm krem bana iyi geliyor mu?’ sorusunun ötesinde markaların değer yargılarına önem vermesi ile satın alım yaparken marka etiğini sorgulaması ile de biliniyor.

Z kuşağının yavaş güzelliği benimsemesinin kolay olacağı düşünülse de diğer kuşakların da “yavaş güzellik” akımının etkisine girdiğini görüyoruz. Bu, kendi iyiliğimizden dünyanın geleceğine varana dek olan uzun yolda atılmış çok önemli bir adım.

Çünkü hepimiz biliyoruz ki #başkadünyayok!  

Ceyda SİNAĞ

Written By
More from Ceyda Sinağ
YAVAŞ GÜZELLİĞE İNANAN MARKALAR…
Günümüzde her şeyi hızlı tüketmeye programlandık, bu yüzden bugün ‘yeni’ olan bir...
Read More
Leave a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.