NASIL MUTLU OLACAĞIZ?


Toplumda mutluluk kavramı doğru biçimde algılanmıyor.Mutluluğu zevk peşinde koşmak, sürekli neşelenmek ve eğlenmek olarak algılayanlarımız var. Aslında çalışmalar bize neşenin mutluluk olmadığını öğretiyor. Mutluluk hissi huzur hissiyle yakından ilgilidir.

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, mutlulukla ilgili bakın neler anlattı….

NEŞE SÜRDÜRÜLEBİLİR OLMADIĞI İÇİN BİTİYOR

Duygu analizi yapıldığında insanda iki tür duygunun vardır.

Bunlar iyicil ve kötücül duygulardır. Kin, öfke, nefret, kıskançlık ve düşmanlık olarak adlandırılan karanlığın beş atlısı dediğimiz duygular var. Bu duygular geçici süreliğine, bazı tehlikelerden korunmak için geçerli olabilir ama bu sürekli devam ederse otomatik sinir sistemimizde sempatik aktivasyon oluşuyor ve vücut stres hormonları salgılıyor.

MUTLULUKTAN NE ANLIYORUZ?

‘ Mutlu olmak neşeli olmak değildir. İkisi de birbirinden farklı. Zevk peşinde koşmayı mutluluk olarak algılayanlar da var zira Batı felsefesi bize bunu öğretiyor. Sürekli eğlenmek dolayısıyla neşeli olmak, mutlu olduğunuz anlamına gelmez,’ diyor Tarhan ve ekliyor:

‘Neşe, dış nedenlerle oluyor ve sürdürülebilir olmadığı için bitiyor. Bir şeyi elde edince mutlu oluyorsun ama asıl mutluluk iç nedenlere bağlıdır. Mutluluk hissi huzur hissiyle yakından ilgilidir ve geçici değil, daha sürdürülebilir olmaktadır.’

OTANTİK MUTLULUK SAF VE HALİS MUTLULUKTUR

Psikolog Martin Seligman ve ekibinin pozitif psikolojiyi otantik mutluluk olarak tanımladığını belirten Tarhan, “Otantik mutluluk, saf, halis mutluluktur. Kişi zindanda da olsa saray da olsa mutlu olmayı başarabiliyorsa bu mutluluk, sürdürülebilir mutluluk oluyor. Bunun içinde haz ve aynı zamanda dinginlik de var. Bu tarz mutluluk sinir sistemimize en iyi gelen mutluluktur. Burada parasempatik sinir sistemimiz çalışıyor ve kişiye ‘sakin ol, her şey kontrol altında, her şey yolunda gidiyor’ diyor. Bu tarz mutluluklar vücudumuzdaki stres oranını azaltıyor”

MUTLULUK KONTROL EDİLEBİLEN STRESTİR

‘Mutluluk aslında stressiz olmak değil. Mutluluk kontrol edilebilen strestir. Bisiklet kullanmak gibi, hareket halinde mutlu olmaktır. Hareket halinde ilerleyebilmek, işini yaparken mutlu olabilmektir.’

‘Sıfır stres mutlu olmak demek değildir. Sadece eğlenerek mutlu olmak, hedonistik bir mutluluk anlayışıdır. Hedonistik mutluluk anlayışında zevklerinin peşinde koşarken, hoşuna giden şeyi yaparken mutlu olursun. Hoşuna gitmeyen her şeyde stresten kaçmak hedonistik mutluluktur. Ama realistik mutluluk herhangi bir stresle karşılaştığın zaman bunu mutlu olacak şeklide anlamlandırmaktır. Kişi böyle durumlarda en zor olayda bile ümitsizliğe düşmeden toparlayabilir, mutlu olmayı başarabilir. Mutluluk, kişinin tamamen bakış açısıyla ilgili.’ Tarhan, bu anlamda kişinin kendi mutluluk tanımnı doğru yapmanın çok önemli olduğunu söylüyor.

YAKINMACILIK MUTLULUĞUN DÜŞMANI

‘Sürekli şikâyet eden ve şikâyetçilikten beslenen kişilerde kaygı yüksektir. Şikâyet etmedikleri zaman kendilerini güvende hissetmezler. Bu kişiler, doyumsuz, küçük şeylerle mutlu olmayı başaramayan, sahip oldukları şeyin kıymetini bilemeyen ve hep olumsuz odaklı bakan kişilerdir. Böyle bir anne 97 alan çocuğuna neden 100 almadın der. Bu tarz kişiler, insanın enerjisini de çalan kişilerdir ve onlarla ilişki kurmak özel bir yöntem gerektirir. Yakınmacılık, mutluluğun en büyük düşmanlarından birisidir. Bu kişiler, olumsuz düşünce kalıplarından beslenir, hep karamsar senaryolar yazarlar. ‘

‘Kendilerini ancak yakınmacılıkla güvende hisseder, mutlu olmaz ama kendilerini de bu şekilde ayakta tutarlar. Bu kişilere iyi tarafı görmeleri öğretilebilirse, olumlu veya olumsuzu birlikte görebilirler. Böyle kişilerin yaşam felsefesini oluşturan kalıp yargıları vardır. Terapilerde de bu düşünce kalıplarını değiştirmenin yöntemleri var ve bu kişilere onları öğretmeye çalışıyoruz’ diye devam ediyor Tarhan.

İNSAN PSİKOLOJİK OLARAJ MUTLULUĞU ARIYOR

insanın psikolojik doğasında mutluluk arayışı her zaman var olacak.

Dr. Tarhan’a göre, mutluluk tamamen bir gölge gibi. Yakalamaya çalışırsak kaçıyor ve akışa bırakırsak da peşimizden geliyor. Anlayacağınız hedeflediğimiz ve oluşturmaya çalıştığımız zaman kaçıyor. Tıpkı çok organize olduğumuz ve aylardır hazırlandığımız bir partide eğlenemezken gelişi güzel biraraya gelmiş arkadaş topluluğunda daha çok eğlenmemiz gibi.

İş yaparken de akış duygusu denilen bir duygu var. İnsan işe kendini kaptırınca geçen saatin farkına bile varmaz. Bu kimse zaten mutluluğu yakalamıştır. Zevk alarak yapacağı bir işi olan kimse onu devam ettirmeli.

Peki önümüze bir engel çıktığında ne yapacağız? Böyle zamanlarda kaygı yükseliyor ve mutsuz hissedebiliyoruz. Aslında probleme odaklanıp onu çözme yöntemlerinden birine karar verip bunda sabit kalmalı, sonuca ulaşmak da size gereken tatmini verecektir. Mutluluğu hislerimizle değil, aklımızla elde edebiliyoruz. Akıl yürütme yöntemleriyle önem ve öncelik sıralaması yapıyoruz çünkü.

DÜNYA YERİNE KENDİNİZİ DEĞİŞTİRİN!

Dünyayı değiştirmek yerine kendinizi değiştirmeye bakın. İnsanlar hep başkalarını değiştirmeye çalışıyor. Egosu yüksek kişiler herkesi ve her şeyi değiştirmeye çalışır. Bu da mümkün değildir ve sonucunda stres yükselir. Bu tarz kişiler aynı zamanda kontrol duygusu yüksek kişilerdir. Mutluluğu elde edebilmek için kendimize SWOT analizi yapalım. Güçlü ve zayıf yönlerimizi belirleyelim. İmkânlarımızı ve fırsatlarımızı belirleyelim. Kişi, yol haritasını buna göre çizmeli, bir bilenden yardım almalı. Bu konuda özellikle pozitif psikoloji insana yol gösteriyor. Pozitif psikoloji polyannacılık değildir. Olumlu ve olumsuzu düşünüp, olumluya odaklı düşünmemiz gerekmektedir.

İNSAN RUTİN İŞİNİ YAPARKEN DE MUTLU OLABİLMEYİ BAŞARMALI

Pandemi dönemindeki kısıtlılıklar Tarhan’a göre insanlara çok güzel bir ders verdi…

“İnsanlar bu dönemde beklentilerini mecburen aşağıya çekti. Yetinme duygusunu öğrendik. İnsana en çok hata yaptıran duygu doyumsuzluk, kişinin açgözlülüğü ve daha fazlasını istemesidir. Hak duygusunu sadece kendine yönelik düşünmesi bir çeşit narsizmdir. Modernizm narsizmi teşvik ediyor. Kapital sistem üretimi artırmak için hep daha fazlasına yönlendiriyor. Kişi, istek ve ihtiyaç dengesini kurmalı. Küçük şeylerle yetinebilmeli, asgari yaşamayı öğrenmeli. Arada bir sınırını zorlayabilir ama hızlı yaşantı tarzındaki yaşam felsefesi insanın hem biyolojik hem psikolojik doğasına aykırı. İnsan, rutin işini yaparken mutlu olmayı başarabilmeli. Rutin dışına çıkarak mutlu olmayı öğreten bir felsefe herkese hitap etmiyor. İnsanı en çok mutlu eden güven ilişkisidir.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir