PANDEMİDE OKULA BAŞLAYAN ÇOCUK VE AİLELERE ÖNERİLER

Pandemi sürecinde uzun bir süredir online eğitimin devam ettiği ülkemizde bu aydan itibaren belli yaş gruplarındaki okullarda yüz yüze eğitime geçiş yapmaya başlandı. Okan Üniversitesi Hastanesi Psikoloji Uzmanı Kln. Psk. Müge Leblebicioğlu Arslan, hem yetişkinler hem de çocuklar için psikososyal açıdan uyum süreci hakkında önerilerde bulundu. Bir göz atın bakalım…

Ebeveynlere Notlar:

Çocuklarınızı virüsün bulaşmasından koruduğunuz kadar ‘kaygı, endişe’ gibi olumsuz duygularınızın bulaşmasından da koruyor musunuz?

  • Ebeveyn duyguları çocuğa doğrudan bulaşır. Dolayısı ile pandemide sağlık, sağlıklı olma, virüsü kapmamaya yönelik yoğun kaygı ve endişe gibi olumsuz duygular yaşayan ebeveynler, ‘sokağa çıkarmama, çocuğu yalnızlaştırma, hastalık ve hastalanmaya karşı aşırı hassasiyet’ gibi aşırı koruyucu tutumlar göstererek çocuklarını korumaya çalışırken aslında uzun vadede çocukların psikososyal gelişiminde yol açabilecek olumsuz sonuçlarını gözden kaçırabilmektedirler. Dolayısıyla aşırı korucuyu, bağımlı ve hassas ortamda büyüyen çocukların okula başladıklarında yabancı bir çevrede hiç tanımadıkları insanlarla günlerini geçirmeleri, çocuklarda huzurluk oluşturarak okula uyum sürecinde güçlük yaşamalarına ve hatta okul fobisinin oluşmasına neden olabilmektedir. 
  • Ebeveynlerin pandemi ve uyulması gereken kurallar hakkında önce kendileri doğru bilgi edinmeleri gerekir. Ayrıca maske kullanımı, sosyal mesafe ve hijyen konusunda çocuğu uygulamalı olarak bilgilendirmeleri ve örnek olmaları oldukça önemlidir.
  • Belirsizlik çocukta kaygıya yol açar. Çocuğunuza okula kaçta gideceği, okulda neler yapıldığı, orada yemek yiyecekleri saatlerin olduğu, zaman zaman oyunlar oynayacakları ve ders çalışacakları gibi konularda kendisini okulda nelerin beklediğine dair önceden sade anlaşılır bir dille bilgilendirin. 
  • Çocuğunuz okula başlamadan önce kendisine okulu gezdirin. Öğretmenleriyle tanıştırın, tuvalet, kantin gibi okuldaki bölümlerin nerelerde olduğunu çocuğunuza gösterin. Bu tutum soyut düşüncesi yetişkinler kadar gelişmemiş olan çocuğu, okulun nasıl bir şey olduğu ve kendisini nelerin beklediğini somutlaştırarak rahatlatacak ve güvende hissettirecektir.
  • Okula başlayan çocuğun kaygı ve korku gibi hissettiği duygu mesajları ebeveynler tarafından doğru okunmadığında çocukta baş ağrısı, karın ağrısı ve mide bulantısı gibi psikosomatik belirtilere yol açabilmektedir. Dolayısıyla çocuğunuzun ne hissettiğini ve neye ihtiyaç duyduğunu anlayıp cevap vermek çocuğun iyi olma hali için oldukça önemli bir rol oynamaktadır. 
  • Özellikle ebeveynler bu süreçte çocuğun duygu ifadesini teşvik etmelidir. Bunu oyun, resim ya da kitap yoluyla yapabilirler. Bu süreçte ebeveynin kendi okula başlama sürecindeki duygularını çocuğuyla paylaşması, çocuğun zihninde güç sembolü olan anne ve babanın bile benzer duyguları yaşayabildiğini duyması çocuğu rahatlatarak güvende hissettirebilir. 
  • Çocukla kurulan iletişimde ve duygu paylaşımlarında ebeveynler olumlu ya da olumsuz abartılı anlatımlardan kaçınmalıdırlar. Örneğin; ebeveynin ‘okulda her şey çok güzel olacak çok eğleneceksin, herkes seni çok sevecek’ gibi abartılı olumlu anlatımları çocuğun gerçekte yaşadığıyla eşleşmeyebilir ve ebeveyne karşı duyulan güven duygusunu sarsabilir. Ya da ‘maskeni sakın çıkarma yoksa hasta olursun hepimiz hasta oluruz sonra tek başına kalırsın ‘ gibi anlatımlar çocukta var olan kaygının daha çok artmasına neden olabilir. 
  • Özellikle pandemi sürecinde bir yakınının kaybına maruz kalmış çocuklar okul sürecinde yoğun ayrılık anksiyetesi yaşayabilirler. Dolayısıyla okul çıkışı onu tam zamanında alacağınızı, kendisini nerede bekleyeceğinizi, nereden servise bineceğini ve hatta eve gittiğinde onu evde kimin karşılayacağına dair bilgiler çocuğu rahatlatarak ve güvende hissettirerek kaygıyla daha rahat baş etmesine yardımcı olacaktır.
  • Vedalaşmayı ajitasyon oluşturacak hale getirmeyin ve kısa tutun. Çocuk kaygılandığında ya da olumsuz bir duygu yaşadığında ebeveyni gözlemler eğer aynı duygu ebeveynde de eşlik ediyorsa kendi korkularının yerinde olduğunu zihninde doğrulayacaktır. Bu durum çocukta okula uyumu güçleştirebilir.
  • Özellikle online sisteme alışmış olan çocuğunuzun yemek, uyku, oyun saatlerinin yeni düzene göre tekrar düzenlenmesi oldukça önemlidir.
  • Okula gitme çocuğun sorumluluğudur. Dolayısıyla bu algınının çocukta oluşması için ebeveynler çocuğun okula uyum sürecinde ‘okula gidersen dondurma alacağım.’ gibi söylemlerden uzak durarak, ödül ceza sistemini kullanmaktan kaçınmalıdırlar. Aksi taktirde çocuk okula gitmeyi ya da gitmemeyi ebeveyne ödül ya da ceza olarak kullanabilir. 
  • Son olarak, okula başlama bedensel, zihinsel, duygusal ve sosyal açıdan bir hazır oluşu gerektirmektedir. Bu hazır olmuşluk her çocuk için farklılık gösterebilir. Örneğin bazı çocuklar 5 yaşında okul olgunluğuna sahipken bu olgunluğa 7 yaşında ulaşabilen çocuklara da rastlanabilir. Okula olgunluğuna ulaşmamış çocuklar okula başladıklarında uyum sorunları yaşayabilmektedirler. Dolayısıyla okula başlamadan önce alanında uzman bir psikolog tarafından çocuğun psikososyal gelişiminin değerlendirilmesi ve ebeveynle birlikte işbirliği içeresinde çalışarak becerilerinin geliştirilmesi oldukça önemlidir. Okula başladıktan sonra da benzer şekilde çocuğun biyo-psiko-sosyal gelişimi ebeveynler ve öğretmenler tarafından gözlenmeli herhangi bir gelişimsel bozukluk belirtileri görülüyorsa çocuk ve ergen alanında çalışan uzman bir psikologdan destek alınması çocuk ruh sağlığı açısından oldukça önemlidir. 

Leave a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir