Güneş Koruma İle İlgili Doğru Bildiğimiz Yanlışlar…

Bodrum Amerikan Hastanesi Dermatoloji bölümünden Doç. Dr. Serkan Demirkan’la yaz dönemi en ihtiyacımız olan ve en aklımızı karıştıran konuyu konuştuk; güneş koruma faktörlü kremler…Hangisi, neden ve ne kadar kullanılmalı? Buyurun cevaplara…

SPF kimyasal bir koruma… Güneş altında bu tarz kimyasal korumaları sürüyor olmak ne kadar sağlıklı? Güneş kremleri güvenli midir?

Sağlık Bakanlığı ile Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı’nın tüketicileri güvende tutmak için güneş kremlerine ilişkin düzenlemeleri vardır. Her iki bakanlığın sorumluluklarından biri de, güneş koruyucularının güvenliğini, etkinliğini ve kalitesini incelemektir. İnsanların güvenliğini sağlamak için Sağlık Bakanlığı ve Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı’nın reçetesiz (OTC) güneş koruyucu ürünlere yönelik standartları yüksektir. Bu bakanlıkların tavsiyeleri mevcut bilimsel kanıtlara dayanmaktadır ve bilim şu anda Türkiye’de mevcut olan hiçbir güneş koruyucu bileşenin insan sağlığına zararlı olduğunu göstermemektedir.

Sağlık Bakanlığı ve Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı’nın OTC ilaçlarını izlemesi gerekiyor. Şu anda dünyada güneşten koruyucu kremler içerisinde bulunan “ensulizol”, “oktisalat”, “homosalat”, “oktokrilen”, “oktinoksat”, “oksibenzon”, “avobenzone”, “cinoxate”, “dioxybenzone”, “meradimate”, “padimate O” ve “sulisobenzone” gibi maddeler için daha fazla veriye ihtiyaç vardır ve kullanırken içeriklere dikkat edilerek tercih yapılması gerekmektedir. Bu, etken maddelerin güvensiz olduğu anlamına gelmez, ancak güvenilirlik konusunda daha fazla veriye ihtiyaç vardır.

Cilt kanseri Türkiye’de ve dünyada en sık görülen kanserdir ve güneşin zararlı ultraviyole ışınlarına korunmasız maruz kalmak cilt kanseri için önemli bir risk faktörüdür. Güneş koruyucunuzdaki bileşenlerin güvenliği konusunda endişeleriniz varsa, sizin için işe yarayan bir güneşten korunma planı geliştirmek için dermatologla konuşmanız faydalı olabilir.

Mineral korumaların kimyasallardan farkı nedir?

Bu güneş kremlerinin arasındaki temel fark, içerdikleri aktif maddelerdir. Güneş koruyucunuzun aktif maddesi “titanyum dioksit”, “çinko oksit” veya her ikisi ise, fiziksel bir güneş koruyucunuz var demektir. Dermatologlar hassas cilde sahip kişiler için “mineral güneş kremleri” olarak da adlandırılan fiziksel güneş kremlerini önermektedir.

Güneş koruyucunuz “titanyum dioksit” veya “çinko oksit” içermiyorsa, kimyasal bir güneş koruyucunuz var demektir.

Bazı güneş kremlerine “hibrit” denir, çünkü kimyasal ve fiziksel güneş kremlerinde bulunan bir veya daha fazla aktif maddeyi içerirler. Güneş koruyucunuzun hangi aktif maddelere sahip olduğunu görmek için ambalajın üzerinde “Etkin Maddeler” yazan bölüme bakabilirsiniz.

İster kimyasal ister fiziksel ister hibrit güneş koruyucunuz olsun, hepsi cildinizde güneş ışınlarını emen koruyucu bir tabaka oluşturur. Fiziksel güneş koruyucuları, güneş ışınlarını emmenin yanı sıra güneş ışınlarını da yansıtmaktadır.

Herhangi bir geniş spektrumlu, suya dayanıklı ve SPF 30 veya daha yüksek bir güneş koruyucusu seçerseniz, sizi güneşten etkili bir şekilde koruyabilir.

Hangisi daha iyi bir koruma sağlar?

  • Geniş spektrumlu koruma (UVA ve UVB ışınlarına karşı koruma sağlar)
  • SPF 30 veya üzeri olan
  • Su direnci olan

Etikette “renkli” ya da “tinted” ibaresi olan kremler, araştırmaların insanların cildini güneşten gelen görünür ışığın olumsuz etkilerine karşı korumaya yardımcı olduğunu gösterdiği bir madde olan “demir oksit” içermektedir.

SPF yüksekliği ürünün daha fazla koruduğunu mu gösterir?  Bu rakamlar tam olarak neyi gösterir?

“SPF”, Sun Protecting Factor (Güneş Koruma Gücü) kelimelerinin baş harflerinden oluşur. Bu değer aslında Ultraviyole B’den korumayı gösterir. Yani Ultraviyole A için bir gösterge değildir. Ultraviyole A ise, deri lekeleri ve deri kanserinden asıl sorumlu güneş dalga boyudur.  Bu yüzden güneşten koruyucu tercihlerinde SPF dışında UVA korumasının da olup olmadığı kontrol edilmelidir. Geniş spektrumlu koruma hem UVA hem de UVB ışınlarına karşı koruma sağlar.

Yüksek sayılı bir SPF düşük sayılı bir SPF’den daha mı iyi?

Dermatologlar, güneşin UVB ışınlarının %97’sini engelleyen, SPF’si en az 30 olan bir güneş koruyucu kullanılmasını önermektedir. Daha yüksek sayıdaki SPF’ler güneşin UVB ışınlarının biraz daha fazlasını bloke eder, ancak hiçbir güneş kremi güneşin UVB ışınlarının %100’ünü engelleyemez.

Yüksek sayıdaki SPF’lerin düşük sayıdaki SPF’lerle aynı süre boyunca dayandığını unutmamak da önemlidir. Yüksek sayıda bir SPF, yeniden krem sürmeden açık havada fazladan zaman geçirmenizi sağlamaz. Birçok kişi etiketteki SPF miktarını elde etmek için gereken güneş koruyucu miktarının yalnızca %20-50’sini uyguladığından, yüksek SPF’li güneş koruyucularının uygulanması bu eksik uygulamayı telafi etmeye yardımcı olur. Güneş koruyucu açık havada, bulutlu günlerde bile, yüzdükten veya terledikten sonra yaklaşık 2 saatte bir yeniden uygulanmalıdır.

Güneş ışınına aslında ihtiyacımız var… Eğer yanlış biliyorsam düzeltin; doğal olarak bronzlaşmak bizi güneşten koruyan bir durum değil mi? SPF sürerek güneş ışınlarının faydasından da faydalanamıyoruz gibi bir durum oluşmuyor mu?

İnsanoğlunun ömrü son yüzyılda iki katına çıktı ve deri eskiyen bir organ. Deriyi eskiten en önemli faktör de güneş. Bronzlaşıp deriyi koruduğumuzu düşünürken, aldığımız total güneş miktarı ileride yaşayabileceğimiz deri kanserinin sebebidir.

Güneş kremi kullanmak aldığım D vitamini miktarını sınırlayacak mı?

Güneşten korunmak cildinizin D vitamini üretimini azaltabilir. Ancak, dermatologlar sağlıklı yetişkinlerin doğal olarak D vitamini açısından zengin gıdalar ve/veya D vitamini ile zenginleştirilmiş yiyecek/içecek içeren bir diyetten yeterli miktarda D vitamini almalarını önermektedir Veya modern hayatta ağız yoluyla alınan D vitamini hapları ya da damlaları yeterli olacaktır. Bu yaklaşım cilt kanseri riskinizi artırmadan, ihtiyacınız olan D vitaminini sağlar.

Yeterli D vitamini almadığınızdan endişeleniyorsanız, D vitamini alma seçeneklerinizi doktorunuzla görüşmelisiniz.

More from Gözde Atakoğlu
CİLT NEME DOYSUN!
 En büyük organımız olan cildimizin yapısı ne olursa olsun neme ihtiyacı var,...
Read More
Leave a comment

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir