CİLT GÜÇLENDİREN BİR BESLENMEYE NE DERSİN?

Sebzeler vitaminleri mineraller ve lifler bakımından zengindirler.  Beslenme düzenimizde ne kadar yer alırlarsa cildin sağlığı ve parlaklığı da o derece olumlu etkilenir. 

Sebzelerin lifli olduğunu söylemiştim, bu da uzun telomerlerle ilişkili bir durum, yani sebzeden zengin beslenmek bir anlamda  her şey yolunda giderse uzun bir hayat anlamına geliyor. Ayrıca lifli oldukları için kan şekerini de kontrol altında tutuyor.

Kan şekeri demişken, kandaki yüksek seyreden kan şekeri cildin dokusunu, yaş almasını inanılmaz derecede kötü etkiliyor, diyeceğim o ki tatlıyı gerçekten bırakmak için daha ne olmalı, yaşlandırıyor, ömürden yiyor, kilo aldırıp çirkinleştiriyor… 

Neyse konudan sapmayalım, tatlıyı hayatımızdan çıkarabilirsek oh ne ala, bunun için de bir nevi ‘şeker hastasıymışsınız’ gibi kan şekerini yükselmesine dikkat ederek yaşamak en doğru ve rahat çözüm olacaktır sanırım. Beynimizi şartlarsak bu iş olur. Denemeye ne dersiniz?

Sebzelere geri dönersek, tatlıyı hayatından çıkarıp yerine bolca sebze koymanı isteyeceğim. Ayyy tabii ki aynı şey değil  hatta bambaşka bir şey. Ama  sebzeden de keyif almayı öğrenmek şart. Tatlıyı da ayda yılda bir alınan bir keyfe dönüştürmek. Beyni eğitmek, vücudu ödüllendirmek.

Peki hangi sebzeler cilde dosttur?

Tüm yeşil yapraklı olanlar… Brokoli, karnabahar, ne yazık ki brüksel lahanası (sizi bilmem ama benim hayatımda karşılaştığım en sevimsiz şey) , kara lahana, pazı, ıspanak, marul, maydanoz, turp, enginar, biber, mantar, soğan, sarımsak, kereviz, kuşkonmaz, kabak, roka gibi lifli sebzeleri daha çok tercih etmekte fayda var, sebzeler içinde de uzak durmak gerekenler var, elbette en tadı güzel olan patates bunların başında geliyor, gelmese şaşardık. Patates gibi nişastalı sebzeleri azaltmalıyız. Mesela mısır ve kök sebzelerini de aynı şekilde. Bazılarına karşı da dikkatli olmalı. Havuç  piştiğinde karakteri değişen bir sebze. Çiğken glisemik indeksi çok düşük, piştiği anda kendisine bir haller olup glisemik indeksi tavana vuruyor. Pancar da şeker içeriği nedeniyle dişkkatli tüketilmesi önerilen bir sebze. 

Sebzeler de durum bu peki ya meyveler?

Vallahi onların içinde fruktoz yani meyve şekeri olduğu için sebzelere göre daha kontrollü tüketilmesi gereken gıdalar. Meyve konusunda sınırlı ve seçici davranmalıyız.

Cilt için en güzelleri, orman meyveleri. Çilek, kızılcık, ahududu, böğürtlen dahil hepsi antioksidan zengini, kanserden korur, hücreyi korur, enerji verir. Bu arada genel sağlık ve cilt sağlığı için diğer en faydalı meyveler de salatalık, domates ve avokado.  Bu arada pişince karakteri değişen bir diğer gıda da domates, ama olumlu bir değişime giriyor . Pişmiş domatesten emilen likopen oranı çiğ domatese göre kat be kat artıyor.

Elma, armut ölçülü tüketilmeli, muz, mango, üzüm gibi şeker gibi meyveler ise kesinlikle sınırlı tüketilmeli. Mesela muzun en tehlikeli birlikteliğinin süt ile olduğunu biliyor muydunuz. Süt aslında meyvelerle tüketilmemesi gereken bir gıda. Çünkü sindirimleri tamamen farklı. Meyveli smoothie’ler falan mideyi yormaktan başka bir şey değil anlayacağınız…

Mide demişken tüm vücudumuzdaki bağışıklık sistemi hücrelerinin yüzde 70’inin bağırsaklarımızda yaşadığını, bağırsaklarımızın ikinci beyin olduğunu falan artık hepimiz öğrendik. Kısacası içimize ne giriyorsa, iyi ya da kötü bağırsaklarda birikiyor kalıntıları, o yüzden sağlıksız ne yersek oranın florasını çok kötü etkiliyor ve sonucunda da bağırsaklarımızda bizi hasta eden yaşlandıran kötü bakteriler çoğalıyor. Beslenme, mide, cilt ve beyin ilişkisine söylenmiş harika bir benzetme vardır, sanırım tüm yazının da özeti olacak 

Eğer yanlış besleniyorsanız hanımlar bu karnınızda kaos, beyninizde huzursuzluk cildiniz de de yangı yaratacaktır, kaçarınız yok!

Leave a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir