ASLA DEMODE OLMUYOR: KOLONYA

Onunki öyle bir hikaye ki, ortaçağdan beri süregelen telif davaları Napoleon Bonaparte, Goethe ve Türk konukseverliğinden dem vurabiliyor. Salon orta sehpasının üzerindeki yeri şimdi her zamankinden de sağlam. Buyurun kolonyanın hikayesine..

Eve gelen konuklara daha salona adım bile atmadan önce, kapının eşiğinde kolonya fısfıslar olduk mu? Olduk. Ofis, araba, çanta ayırt etmeden her bir alanda birer kolonya şişesi bulunduruyor muyuz? Bulunduruyoruz. Birbirimize yaseminlisini, yeşil çaylısını öneriyor muyuz? Öneriyoruz. Her gün en az bir defa kolonyamızla buluşuyor muyuz? Evet, buluşuyoruz.

        Aklımda hala çocukluğumdaki Selin limon kolonyasının kokusunun ayrı bir yeri var. Ancak bugünün koşullarında yüksek oranda alkol içeren bu ürünün hayatımızdaki gerçekliği şüphesiz bambaşka bir mertebede. 

        Peki nedir kolonyanın hikayesi? Hiç merak ettiniz mi? Madem başa sardık, anlatayım. Bir İtalyan tarafından Almanya’da üretilip Fransızca isimlendirilen kolonya en basit tanımıyla bir parfüm ya da tüm zamanların en yaygın kullanılan tuvalet malzemesi desek yanlış olmaz. 

Yıl 1709. Rivayete göre Giovanni Paolo Feminis isimli bir parfüm ustası Floransa seyahati sırasında ilgisini çeken kokunun formülünü bir rahibeden öğreniyor. Sonra bu formülün içerisine bergamot, misket limonu ve portakal katarak yepyeni, ferahlatıcı bir esans elde ediyor. Bulunan formül önce “Eau Admirable” (Hayranlık verici su), daha sonra da “Eau de Cologne” (Köln suyu) olarak satılmaya başlanıyor. Neden Fransızca derseniz, o dönem ‘lüks’ algısını oluşturacak dil yalnızca Fransızca da ondan. Tamamen algı için yani… Ya da markalama diyelim. Hatta ortaçağdan markalamanın atalarına müthiş bir örnek.

Konumuza dönersek, kolonya önce sıhhi ihtiyaçlar için öne çıkmaya başladıysa da burjuvazinin bu aşırı pahalı olmayan ferahlatıcı kokuyu fark etmesiyle günlük yaşama hızla yayılıyor. Kolonyanın şekerin üzerine damlatılıp tüketildiği, gargara olarak kullanıldığı dönemler dahi var. Artan talep üzerine Feminis Giovanni Maria Farina adlı bir başka İtalyan parfümcüyü yardıma çağırıyor ve Köln’deki üretim hızla devam ediyor. Her işte olduğu gibi taklitler türemeye başlıyor. Tabi ki onlar da Fransızca isimlendiriliyor. Bugünün ‘çakma’ parfümleri gibi hayal edin. Demek ki ortaçağ’dan bu yana bazı şeyler hiç değişmiyor! 

Celebrity kullanımı deseniz, o da gani gani. Zira o dönem aristokrasinin ferahlamak için kolonyayı tercih ettiği, Napoleon Bonaparte’ın çizmelerini her gün illa kolonya ile sildiği, Goethe’nin kolonyaya batırtılmış bir mendili mutlaka çalışma masasının üzerinde bulundurduğu bilinir.

‘Harikalar suyu’ olarak adlandırılan kolonya  Napoleon tarafından övgüyle karşılanmış ve  ilk olarak 4711 (Köln’deki ilk kolonya mağazasının adresi) adı altında satılmaya başlanmış. Kolonya dünyanın hala üretilmeye devam eden en eski kokusu ünvanına da sahip.

        Dilimizde isim serüvenine ‘’Odikolon’’ olarak başlayan ve zaman içerisinde bugünkü haline evrilen kolonyanın (hiç çıkmayacasına) Osmanlı topraklarına girişi ise II.Abdülhamid devrine denk geliyor. 1800’lerde ilk yerli kolonya fabrikası açılıyor. Türk kültüründe hızla yaygınlaşan tüketimle birlikte konuk ağırlama ritüelindeki gül suyunun pabucu dama atılıyor. Yüzyıllardır süregelen hakimiyeti kolonya teslim alıyor.

        Feminis bergamot ile misket limonunu damıtırken bugünleri elbet hayal etmemiştir. Hatta bayramlarda ziyarete gelenlere ‘’kolonya tutma vazifesi’’ verilen bir küçük kız çocuğunu hayalinde canlandırmadığına da eminim. Ama geçtiğimiz aylar öyle bir üzerimize geldi ki, iyi ki kolonya varmış demedik mi? Pandemiyi yaşarken güvende hissetmemizin nedenlerinden biri o yanımıza taşıdığımız minicik şişeler değil mi? Feminis’e koskocaman bir ‘‘iyi ki’’ ve saygıyla! 

        Hepimize mis kokulu bir sonbahar dilerim…

İLHAM ALIN

ŞIKLIK ARAYANLARA:  Paşabahçe’nin elinden çıkan her şeye bayılıyoruz! Bir de üzerine mis gibi yasemin kokusu eklenince.. Önümüz kış ama sayesinde baharı her daim hissetmek mümkün. (GÖRSEL 1) 

Paşabahçe  Yasemin kolonya  47,50TL

BİRAZ NOSTALJİ:  Madem konumuz kolonya, zamanı  istediğimiz kadar geri sarmak mümkün. Bu pet şişeyi hatırlayanlar olacaktır. Üstte yeşil notalarla, dipte ise tatlı muskla bezenen Hatıralar Kolonyası karşınızda.  

Eyüp Sabri Tuncer  Hatıralar Kolonyası  28,90TL

KOLONYA DEYİNCE AKLA…

 Rebul gelir… Rebul Eczanesi, 1895 yılında Jean Cesar Reboul tarafından İstanbul Beyoğlu’nda ‘Grande Pharmacie Parisienne’ yani ‘Büyük Paris Eczanesi ‘ adıyla kurulur. Osmanlının son dönemine tanıklık eden eczane, günümüzde hala yerinde olan ender mekanlardan biridir. Cumhuriyet tarihinin ilk eczacılarından Kemal Müderrisoğlu’nun burada staja başlamasıyla da hikaye devam eder, 1938 yılında Türk halkı sayelerinde lavanta kolonyası ile tanışır.

Bu sene  125. Yılını kutlayan marka, doğum yılına özel sadece 1895 adet ürettiği ve numaralandırdığı lavanta kolonyasını satışa sundu. Ne diyelim, ‘Alcoolat de Lavande’  nostaljik kokusu, ferahlatan etkisine ek olarak  aynı zamanda ustalıkla yapılmış özel antika formlu şişesi ile eve gelen misafirlere de şıklıkla sunacağınız, salonunuzda, banyonuzda  keyifle yer vereceğiniz  zarif bir obje 

Alcoolat De Lavande – İkonik lavanta kolonyası 199 TL www.atelierrebul.com.tr

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir