İÇİMİZDEKİ SAFİYELER..

TRT 1’de dizi izlemeyeli yıllar olmuş, oysa ki ne kadar güzel dizilerin adresiydi eskiden. Yaşı tutanlar keyifle hatırlayacaktır, bir daha ne Bizimkiler gibi ne Perihan Abla ne Kaynanalar gibi kültürümüzü, aile yapımızı, komşuluğumuzu anlatan diziler yapılmadı. Varsa yoksa mafya, maço erkekler, vurdu kırdı, geçmişinin intikamını alan tuhaf karakterler konu edildi, ediliyor. 

Hayatımız Netflix olmuş diye düşünürken TRT1 ‘Masumlar Apartmanı’ ile çıkıverdi karşımıza. Kime sorsam izliyor kime sorsam ‘Ay çok güldük, ay çok üzüldük’ gibi karışık duygu yorumlarında bulunuyor. Sanırım bu kadar dikkatimizi çekmesindeki neden baş karakterlerin sahip olduğu psikolojik bozukluklar, özellikle de pek çoğumuzun izlerken ‘Bu Pandemi dönemi ben de Safiye gibiyim’ dedirten hijyen takıntısı. Her 50 kişiden birinde görülen Obsesif Kompulsif Bozukluk’tan bahsediyorum. Dizide de çok güzel anlatıldığı gibi ellerin yara olana kadar yıkanması, asla yeteri kadar temiz olmadığına inanmak, belli bir sayıyı tekrarlayarak yapılan işler.. Halk arasında ‘takıntı’ hastalığı olarak da bilinen OKB’yi Anadolu Sağlık Merkezi’nden Uzman Psikolog Ezgi Dokuzlu bakın nasıl anlatıyor;

Ezgi Mola, ileri derece OKB hastası olan Safiye karakterini çok başarılı bir şekilde canlandırıyor. Safiye’nin tüm takıntılarının merkezinde ise anne ve babasıyla olan ilişkisi yatıyor. 

 “Her insanın çeşitli konularda kendince takıntıları olabilir. Örneğin; her gün aynı bardaktan su içmek isteyebilirsiniz veya temizlik için saatler harcıyor olabilirsiniz ancak bu takıntılara hastalık demek için günlük yaşamınızı olumsuz yönde etkilemesi, rutin işlerinizi engellemesi ve sizi oldukça çaresiz, kaygılı hissettirmesi gerekir. Genellikle 20-30’lu yaşlarda başlayan obsesif kompülsif bozukluk, okul öncesi dahil her yaş grubunda görülebilir.

Kadınlarda ortalama 22-23 yaşlarında, erkeklerde ise 16-17 yaşlarında ortaya çıkan obsesif kompülsif bozukluk, erkeklerde erken yaşlarda görülmesine rağmen kadınları daha sık etkisi altına alır.”

“Hastalar rahatsız edici düşüncelerden kurtulmak, rahatlamak amacıyla tekrarlayan davranışlara yönelirler ve düşüncelerin yarattığı anksiyete bazı ritüelleri veya rutin davranışları acil şekilde gerçekleştirme ihtiyacına neden olur. Kişinin zihninde kontrol edemediği dürtüler ve düşünceler olabilir. Kişiye göre bunlar mantıksız olsa bile karşı koyamaz ve kendini tekrarlayan eylemi yapmaktan alıkoyamaz. Genellikle bu eylemi gerçekleştirmediğinde başına kötü bir durum geleceği hissine kapılabilirler.

Masumlar Apartmanında rol alan 4 kardeşinde psikolojik rahatsızlıkları mevcut. Safiye takıntılarıyla boğuşuyor, Gülben ablası kadar olmasa da takıntılara sahip ve ifade sorunu yaşadığı için her gece yatağına çiş kaçırıyor, en küçük kız kardeş Neriman yara olana kadar kendi kaşıyıp sonra kolonya basarak kendini acıtmayı seçmiş. Evin erkek çocuğu Han ise belki de en hasta olanı, sabahları pirüpak bir beyefendiyken akşamları çıkıp çöp topluyor, saplantılı hallere bürünüyor ve kesinlikle öfke kontrol sorunu yaşıyor. İşin kötü tarafı bu bir dizi film, gerçek değil deyip geçemiyorsunuz zira Psikolog Gülseren Buğdayıcıoğlu’nun bizzat kaleme aldığı bu karakterler, tamamen onun tanık olduğu gerçek yaşanmış bir hikayenin gerçek kahramanları.

Takıntılarla yaşamak…

Kontrol etmek ile ilgili takıntıları olan kişilerin ocağın veya kapının kapalı/kilitli olduğunu tekrar tekrar kontrol edebildiğini söyleyen Uzman Psikolog Ezgi Dokuzlu, “Temizlik ile ilgili takıntıları olan kişiler ise genelde kir veya mikrop bulaşacağından korktuklarını söyleyerek ellerini veya eşyalarını defalarca yıkar, evlerini sıklıkla detaylı temizler. Kişi yine de temiz olduğundan emin olamaz. Dokuzlu ayrıca, hastaların yürürken adımlarını sayma, evde çıkarken sıraya koyduğu işleri yapmadan çıkamama, kaç kez nefes alıp verdiğini sayma gibi rahatsızlık verici davranışlara yönelebilirler. Tıpkı bizim Safiye’nin durumu. Hatırlasanıza nohut tanelerini 4’er kez yıkamasını..İşte bu durum kişiyi oldukça yorar ve tedavi edilmediğinde de gün geçtikçe içinden çıkılamaz bir durum haline gelir. Kişinin hayatını saplantıları yönetmeye başlar.

Acaba bende de OKB var mı?

Hadi söyleyin hanginiz diziyi izledikten sonra bu soruyu kendine sormadı. Uzman Psikolog Ezgi Dokuzlu, obsesif kompülsif belirtilerine şöyle açıklık getirdi: “Mikrop veya hastalık bulaşmasından korkma, şeytanca düşünmekten korkma, düzenli olma ihtiyacı, hata yapmaktan korkma, masum insanlara zarar vermekten korkma, rutin işleri yaparken sayma, eşyaları düzeltme veya dizme, kapı, kilit ve ocak gibi eşyaları sürekli kontrol etme, tekrar tekrar duş alma veya el yıkama, günlük işleri belirli sıraya göre yapma, uzun süren temizlikler, değersiz eşyaları biriktirme, atılması gereken eşyaları atamama, bazı kelimeleri tekrarlama, rezil olma korkusu, mükemmeliyetçilik, aşırı kuşku ve sürekli güven duyma ihtiyacı, sevdiklerine kötü şeyler olacağı hissi.” Her insanda bir nebze de olsa var olan bu düşünceler ve davranışlar hayat kalitesini etkilemeye başladığı an, tehlike çanları çalıyor işte. Takıntılar içinden çıkılmaz bir hal alırsa rahatsızlığın ileri seviyeye taşındığı ve mutlaka  acilen bir uzman yardımı almak gerektiğini söyleyebiliriz.

Peki ya tedavisi?

Obsesif kompülsif bozukluk için genellikle bilişsel davranışçı terapi yöntemi ve ilaç tedavisinin eş zamanlı fayda sağladığını belirten Uzman Psikolog Ezgi Dokuzlu, “Hastalardaki düşüncelerin oluşturduğu yoğun sorumluluk duygusunu ve bunun oluşturduğu kaygıyı azaltmak amaçlanır. Buna ek olarak psikodinamik terapiler de faydalı geri dönüşler sağlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir