Kim korkar korkmaktan!

Herbirimizin küçük, büyük korkuları var. Bu korkular hayatta ilerlememizi engelleyerek özgürleşmemizi zorlaştırıyor. Hadi bu ay korkuları düelloya davet edelim!

Hepimiz korkuyoruz. İnsan tanımadığı deneyimin sürprizinden korkuyor. Konfor alanımızdan çıkmak hiç işimize gelmiyor. Oysa ki bu bizim özgürleşmemizi ve yeni deneyimler edinmemizi, kendi limitlerimizi genişletmemizi engelliyor.

Ben, çok korkak biri olarak, korkularımı keşfetmeye ve o karanlık bulutuna ışık yakmaya karar verdim.

 

Herşey zihinde başlıyor ve bitiyor…

Ciddi seviyede örümcek fobim vardı. Yeni bir yere girdiğimde hemen tüm örümcekleri tespit eder ve örümcekler yok olana kadar tüm vücudum kaşınırdı. Hayatımı ciddi anlamda etkiliyordu. 

Düşündüm; örümcek korkum ilk ne zaman başlamıştı? Acaba küçükken bir örümcek saldırısına mı uğramıştım? Hayır, hiç negatif deneyimim olmamıştı.

Dolayısıyla bu korku aslında bana ait değildi. Sonra babaannemin “Aman dikkat! Ayyy örümcek!” deyişleri yankılandı zihnimde.

Korkumun kaynağını keşfedince olaya daha mantıksal bakabildim, mesafe kazandım. Evet hala üstüme hoplamasından hiç hoşlanmam ama bu korkum artık benim bahçeli bir evde yaşamama engel olmadığı gibi, kontrol edilebilir bir seviyeye ulaştı. 

 

Yalnız kalmak mı? Non, merci.

Evde yalnız uyumaktan üniversiteli yaşlarıma kadar aşırı korkardım. Ailem tatile gideceği zaman moralim çok bozulurdu. Asla tek başıma bir şey yapmazdım. Ta ki biri “Oh ne güzel işte biraz kendinle kalırsın” diyene kadar. Hiç böyle düşünmemiştim. Yalnız kalmanın, bambaşka bir deneyim, sakinlik veya keşif demek olabileceği hiç aklıma gelmemişti. Yalnızlık korkumun üzerine daha geniş bir açıdan gidebilmek için sonrasında tek başıma yürüyüşler ve programlar yapmaya başladım. Bağımsızlığın ve spontane olabilmenin özgürlüğünü hissettim. Meğer yalnızlık insanın yaratıcılığını arttırıyormuş.

 

Başarısızlık mı dediniz?

Birkaç yıl önce çok severek çalıştığım işimden ayrıldığımda… “Olacak iş değil, ne yapacaksın? Ya başarısız olursan?” yorumlarının yanında, “Hiç bir şey olmaz, daha çok gençsin bu deneyimi yaşamalısın” diyenler de oldu. Yeni kariyerimi İsviçre’de başlatmak istiyordum. N’oldu biliyor musun? Olmadı. Başarısız oldum. Peki bana n’oldu başarısız olunca? Hiçbir şey. Orada geçirdiğim aylarda o kadar çok yeni deneyimim oldu, o kadar çok şey öğrendim ki. Genelde bir hayal kurarken tek bir hedefe odaklanıyoruz. Şu işi, şu kişiyi istiyorum gibi. Oysa ki yaşanacak deneyimi bir bütün olarak değerlendirmek gerekiyor. Evet o iş benim olmadı ama hayalini kurmadığım halde mükemmel deneyimler yaşadım.

 

Ne yapmalı? Ne etmeli? 

Biz kendi zihin ve geçmiş deneyimlerimizin izin verdiği kadar hayal edebiliyoruz. Varlığından haberdar dahi olmadığımız yepyeni kapılar ve yaşam biçimleri olduğunu düşünmüyoruz. Kendine bir hedef belirlerken şunları sor; nasıl hissetmek istiyorum, hangi duyguların ve değerlerin hayatımda olmasını istiyorum, nasıl insanların çevremde olmasını ve nasıl ilişkiler kurmak istiyorum? Sonuçtan çok daha tatmin olacağına eminim.

 

 

ÜSTÜNE GİT! 

   

Şimdi kendime minik minik korku düelloları yaratıyorum. Mesela hayatım boyunca amuda kalkmaktan, yani ters durmaktan korkmuşumdur. Vücudumu nasıl kullanacağımı bilemem. Bunun üzerine gitmek için AntiGravity Yoga’ya başladım. Tavana asılı ipek bir hamak üzerinde tepetaklak bir şekilde durmanın ne kadar iyi, huzurlu ve bir o kadar özgür hissettirdiğine inanamazsın.

 Piyo House Akatlar’da Anti-Gravity Yoga dersini bir dene!

0212 278 19 82  no’dan ara kaydını yaptırt hadi!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir