BAŞKA BİR DÜNYA YOK!

EDİTÖR: UZM. DYT. NİL YURTBAY

        Hayatta kalmak için biz insanların aynı bitkiler gibi üzerinde yaşadığımız toprağa, Dünya’nın varlığına ve canlılığına ihtiyacımız var. Burası tek evimiz, tek gerçeğimiz, o varsa biz varız… O zaman neden ona zarar verelim? Onu korumak  kendimizi korumak demek, bakın neler yapabiliriz…

        – Birleşmiş Milletlerin yaptığı tahminlere göre Dünya nüfusu 2030 yılında 9 milyar olacak. Bu da çok fazla kaynağın tüketimi anlamına geliyor.

         – Bir kg tahıl üretimi için 1.500 litre su harcanırken, bir kg et üretimi için 15.000 litre su harcanıyor. Dünya nüfusunun kısa sürede artacağıngöz önüne alınca bu kadar protein ve et tüketimi temiz su kaynaklarını hızla bitirecektir.

        – Dünyada 1,3 milyar insan fazla kilolu. Bunun yanında 821 milyon insan açlık sınırının altında yaşıyor. Yani Dünya’nın kaynakları eşit dağılmıyor ve bu dengesiz dağılım gün geçtikçe büyüyor.

        – Dünya genelinde üretilen gıdanın 1/3 i tüketilmeden çöp oluyor. Bu miktar gelişmemiş ülkelerde daha çok hasat ve üretim kısmında olurken, gelişmiş ülkelerde ise perakende satış ve son tüketicide oluyor.

BANA DÜŞEN

        İşte tam bu yüzden, kişisel olarak kendimize şunu sormamız gerekiyor, ‘Neleri yaparak ayakta ve hayatta kalabilirim ve Dünya’ya nasıl daha az zarar veririm.’  İşte yapabileceğin önemli ve pratik uygulamalar; 

1. İhtiyacın kadar beslenip fazla kilodan kurtulmalı

        Yediğimiz bir çok gıdayı açlıktan değil, reklamlardan dolayı alıyoruz. İhtiyacımız olmadığı halde ihtiyacımız gibi gösterilen bir çok ev eşyası ve kıyafet gibi. Çoğumuz açlık duygusunun ne olduğunu bilmiyor ama ciddi şekilde aç kalırım korkusu duyuyoruz. Bir çoğumuzun kilolu olma nedeni fazla tüketmek değil, vücuda iyi gelmeyen gıdaları tüketmek. Yapman gereken sadece doğal olan fabrikaya hiç girmemiş gıdaları, doğadaki formunda tüketmek. Senin sağlığın iç organlarının sağlığı demek, iç organlarının sağlığı ise ince bir bel çevresi demek.

2. Tek kullanımlık plastik kullanımını azaltmalı

        Plastik tabak, kaşık, çatal, pet şişe, pipet, tek kullanımlık buzdolabı poşetleri, eldivenler, çöp torbaları hepsini bir ay boyunca hiç çöpe atmadığını ve evinde tuttuğunu düşün. Ne kadar zorlayıcı olacak değil mi, herkesin evinden aynı miktarda çıkan bu atıklar Dünya için de büyük bir bela. Yapabildiğin kadar kullanımını azalt, ve geri dönüşüme atacak şekilde biriktir.


3. Mutfakta sıfır atık yaratmalı

        Domates kabuklarını fırınlayıp aromatik bir baharat yaratmak, mandalina portakal kabuklarını pişirip çikolataya batırmak, kabağın kabuklarını da pişirmek, yenilmemiş ekmeklerden kruton yapmak diye liste uzayıp gider. Youtube’da mutfakta sıfır atık oluşturmaya yönelik bir çok video var. En önemlisi de haftalık yemek programını belirleyip ona göre alışverişini yapmak. Hiç bir sebze ve meyvenin bozulmasına atılmasına izin vermeden bilinçli bir şekilde tüketmek. Ondan alabileceğin en büyük faydayı vaktinde almak. Tüketemediğin gıdaları organik atık olarak atman hızlıca geri dönüşmelerine toprak olmalarına katkı sağlayacaktır.

4. Hayvansal kaynaklı beslenmeyi azaltmalı

        İleriki tarihlerde protein kaynaklarının tamamen laboratuvarda üretileceği dedikoduları dolanıyor. Bazı insanlar şimdiden bu şekilde beslenmeye başladı bile. Protein tozlar meyve aromalarını geçti şimdilerde et suyu tadında sıcak formda içilebiliyor. İster sıcak suya koy, ister çorbana yemeğine kat. 

BarAmor firmasının çıkardığı Broth Pro E adlı toz içecek sıcak suya atıldığında et suyu tadı veriyor, ısıya dayanıklı. 1 şasesi 25 gram perin içeriyor, içinde şeker ve şekerli tatlandırıcı yok.

Hayvan çiftlikleri, hem maddi olarak zorluyor  hem de Dünyanın temiz su kaynaklarını tüketmek bakımınından oldukça zarar veriyor.  Üstelik uygun şartlarda yetişmeyen hayvanların sağlığı bozuluyor. Onları tükettiğimizde bizler için de büyük sağlık riski oluşuyor. Sanayi bölgelerine yakın yerlerde denizlerin kirliliği metal atıkları artıyor. Burada yetişen veya bu bölgelerde çiftliklerde beslenen balıklarda yüksek metal malzeme birikebiliyor. Gerçekten kaynağından emin olmadığımız protein, yarardan çok zarar verebiliyor.

5. Sebze meyve ve tahıl tüketimini artırmalı

        Taze sebze meyve tahıl ve kurubaklagiller, kuruyemişler elzem yağ asitleri ve elzem amino asitleri almamız için iyi kaynaklardır. Dikkatli ve çeşitli tüketildiğinde bir insanın ihtiyaç duyduğu besin maddelerinin tamamına yakınını karşılayabilirler. Bunları doğala yakın şekilde vitamin ve mineralini kaybetmeden tüketmek  çok önemlidir. Hasat ve depolamada bekletme süresi, pişirme şekli besin ögesi kaybının en çok olduğu yerlerdir. Hiç bir gıdayı yoğun ateşe ve kızgın yağa maruz bırakmamak gerekir.

6. Yerli malını desteklemeli

        Bir gıdanın veya bir ürünün üretildiği yerden başka bir yerde tüketilmesi karbon ayak izini artırıyor. Yol alan gıda veya ürün Dünya’yı daha hızlı kirletiyor. Bu yüzden taze ve temiz şekilde ürüne ulaşmak için yerli pazarlara yönelmeliyiz. Yerli üretimi desteklemeliyiz.

AKLINIZDA OLSUN!

Şu iki pişirme tekniğinden uzak durmakta fayda var!

 Kavurma :

Etleri kendi yağında kavurmak IN , soğanları, pirinci kavurmak kesinlikle OUT. Yağ yanıyor, kanserojen oluyor. Yanik yağ, pirinçte timini, sebzelerde ise C vitamini başta olmak üzere birçok vitamin ve minerali bozuyor. Üstelik ısıya maruz kalan zeytinyağı da bozuluyor, lezzeti değişiyor.

Kızgın ateş :

Etleri lezzetli pişirmek için kullandığımız bu yöntem etin yanmasına kararmasına kanserojen olmasına neden oluyor. Bunun yerine sulu pişirme teknikleri ile eti kurutmadan pişirebiliriz.

ÇOK SEVDİM!

TURMEPA iş birliği ile hazırlanmış Dilara Kocak Sürdürülebilir Yaşam Günlüğü hem bir ajanda hem istediğiniz notları alabileceğiniz bir günlük, hem de de her ayın sebze ve meyvesini öğreten, Dünya kaynakları ile ilgili bilgilendirici metinler bulunan bir rehber. Her yeni sayfada farkındalığınız biraz daha artıyor. 

Leave a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir