ANNEANNEM YAPIYOR, ANNEM BİLİYOR, PEKİ YA BEN?

Editör: Uzman Diyetisyen Nil Yurtbay

Son 50 yılda dünyamız çok değişti. Dünya hiç bu kadar hızlı ısınmamıştı. Su seviyesi beklenenden daha hızlı yükseliyor. Ekosistemler aldıkları darbeye dayanamıyor, sonuçlarını yangın, sel, doğal afetler olarak görüyoruz.

Son 50 yılda Dünya çok değişti peki ya biz ?

Anneannelerimizin yaptığı birçok beslenme alışkanlığını bilmiyoruz. Onlar da yok olup gitmeden öğrenmeli ve tekrarlamalıyız. Doğal olana, doğal kalabilene her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Senin için hızlı bir başlangıç listesi hazırladım.

1.      Dondur

            Yaz dönemi meyve sebzenin bol, lezzetli ve ekonomik olduğu bir dönem. Hal böyleyken sevdiğin meyveleri (özellikle kırmızı olanları) yoğurt, gronola veya yulaf lapası ile yemek için dondurabilirsin. Benim en sevdiklerim çilek, dut, karayemiş, mürdüm eriği. Ayrıca yazlık pembe domatesler de dondurmak için harika. Kışlık yemeklere mükemmel bir lezzet katıyor.

2.      Kurut

            Özellikle yazı İstanbul dışında terası veya güneş alan balkonu olan bir evde geçiriyorsan güneşte kurutmak da yiyecekleri saklamak için harika bir yöntem. İnce ince doğradığın meyveleri az şeker ve tarçın ile, domatesleri limon tuzu ile temiz bir çarşaf üstünde 2 günde bir alt üst ederek kurutabilirsin. Yiyeceğin zaman ise yıkayıp sıcak suda bekletmen yeterli olacak.

3.      Sakla

            Fazla olan, lezzetli olan, ekonomik olan, kışın özlediğin ne varsa konserve veya reçel yaparak saklayabilirsin. Konserve yapmak için büyük bir tencerede kaynayana kadar pişirip, sıcak şekilde kapatıp ters çevirebilirsin. Reçeller çok şekerli diyorsan, az şekerle yapıp yine aynı şekilde kapatıp buzdolabında saklayabilirsin. Reçelinin kıvamlı marmelat gibi olmasını istiyorsan kapatmadan bir kaç gün yine bol güneş alan bir balkonda hafif kurutmayı da deneyebilirsin.

4.      Bozulmasını önle

            Eskiden besinleri saklamak için buzdolabı yoktu, çeşitli mayalarla besinler uzun süreli raf ömrüne ulaşıyordu. Üstelik bu canlı mikroorganizmalar vücutta ilaç, antibiyotik görevi görüyordu. Maalesef şehir hayatı hepsini elimizden aldı. Şimdi bir kefir ve/veya yoğurt mayası bularak kendi zengin yoğurdunu ve kefirini yapabilirsin. Aman dikkat bu gıdaları alışmadan fazlaca tüketmek, günümüz beslenme alışkanlıklarına alışmış bağırsaklarını fazla çalıştırabilir, bozabilir. Miktarı az tutarak, alıştırarak gitmek en sağlıklı ve keyiflisi.

5.      Mayala

            Ekmek de zaman içinde büyük değişime uğramış gıda gruplarından. Ata gıdamız ekmeği bozmadan, doğru un ve maya ile hem keyifli hem doyurucu hale getirmek mümkün. Önce nohut ile ekşi maya yapmayı öğren (Youtube’da ilgili videolara bakabilirsin). Sonra isteğin bir kaç çeşit un ile hamur yapıp, pişirmen gerekiyor. Tam buğday, siyez, çavdar, karabuğday unlarını başlangıç için tercih edebilirsin. Bu ekmeklerin ağır hamurları olduğu için dış kısmı iyice kızaracak, içinin pişmesi olgunlaşması, kuruması ve sertleşmesi ise yaklaşık iki gün alacak. Bu yüzden ekmeğini kesmeden önce  pişirip soğuttuktan sonra bez bir keseye koyup 2 gün bekletmelisin.

6.      Fermante et

            Marketlerden aldığımız sirkelerin içinde canlı mikroorganizma sayısı yok denecek kadar az. Bazı bir kaç marka doğal sirke satıyor, bunları bulabilirsin. Aslında sirke yapmak çok kolay. Bozulmuş, çürümüş hatta atılmaya yakın meyvelerden bile sirke yapabilirsin. Meyvelerini iyice soy bozuk yerlerini kesip at, temiz derin bir kaba doldur, bir kaç nohut, biraz mayalı ekmek at. Temiz su ile doldur ve 1 bardak kadar doğal sirke ekle. Güneş almayan bir yerde beklet. Daha hızlı sirke oluşumu için bu karışıma daha önceki sirkelerin üzerinde oluşmuş sirke anası ekleyebilirsin. Sirke anasını ilk gördüğümde bu bozulmuş ve atılmalı, kullanılmaz diye düşünmüştüm. Meğer faydalı olan, özel olan kısmı oymuş.

7.      Kışlık hazırlık yap

            Eskiden de 5 dk’da hazırlanan yemekler vardı tabiki. Hazır çorba yerine tarhana, 2 dakikada noodle yerine erişte. Malesef bir çok kişi tarhana nasıl yapılır bilmiyor. Üstelik kurutarak saklamana gerek yok. Yaş tarhana karışımını buzdolabında uzun süre saklayabilirsin. Soğuk kış günleri için iyi bir kurtarıcı olacak.

TEK BESİN, ÇOK FAYDA

Tek bir besin düşün, hiç bir katkı maddesi olmadan bir çok alanda kullanabiliyorsun. Hem kahvene koyuyor, hem saçına sürüyorsun, ilginç değil mi? İlgini çektiyse hemen bir tane soğuk sıkım %100 Hindistan cevizi yağı edin, birazdan okuyacakların çok işine yarayacak.

1.      Kahvene koy : İşte sana zayıflamanı kolaylaştıracak süper bir besin. Ketokahve ! Kahvene 1 tk H. Cevizi yağı koy ve blenderdan geçir, ne kadar uzun süre tok tuttuğunu tahmin edemezsin.

2.      Yemeğine koy : Tailand yemeklerini seviyorsan bir wok tavada sebzeleri ve tavuğu, hindistan cevizi yağı ile pişir. İçine biraz zencefil ve zerdeçal koy. Hem pratik hem lezzetli hem de çok sağlıklı.

3.      Cildine sür : Banyodan sonra ıslak vücuduna kolayca sürebilirsin. İçindeki E vitamini cildin yenilenmesini, tazelenmesini, yaralarının çabuk iyileşmesini, yara izlerinin hızlı geçmesini sağlıyor. Üstelik bedenine harika bir koku ve yumuşaklık da veriyor. Ben buna bayılıyorum, mutlaka dene:)

4.      Saçına sür : Saçların kuru ve yıpranmışsa, veya güneş, tuzlu su ile yorulmuşsa, H. Cevizi yağı iyi bir onarıcı. Uçlarına sürüp tarakla dağıtabilirsin. Saçların yumuşacık olacak ve hiç bir kreme ihtiyacın kalmayacak. Üstelik gereksiz katkı maddelerini de almayacaksın.

5.      Ağzını çalkala : Ayurveda da yer alan Oil pulling yöntemi hindistan cevizi yağı ile uygulanabiliyor. Sabah aç karna hiç bir şey yemeden ve içmeden 1 yemek kaşığı H. Cevizi yağı ile ağzını 15 dk çalkalayıp, tükürmen gerekiyor. Buradaki amaç tüm gece ağzımızda biriken ve çoğalan toksinleri ve mikropları bu yağ ile toplayıp, vücudumuza hiç girmeden atabilmektir. Bu yüzden kesinlikle yutulmamalıdır.

6.      Oda kokusu yap : Bir buhurdanlık ve biraz su ile ortamın havasını hindistan cevizi yağının güzel kokusuyla doldurabilirsin.

7.      Deri eşyalarına bakım yap : Yaz sonrası kuruyan derimiz gibi deri terlikler ve çantalarımızda yıpranıyor. Bu eşyaları temizledikten sonra biraz su ve H. Cevizi yağı ile silip kaldırabilirsin.

Nasıl Saklanmalıyız?

Pembe domateslerin kabuklarını koyup, yemeklik dilimleyip veya rendeleyip kloroplastın küçük kilitli poşetlerine koyabilirsin. Konserve yapmaktan çok daha kolay.

Neden bozulmuş gıda yemiyoruz?

Eskiden insanlar bozulmuş peynirleri antibiyotik olarak yerdi. Ben çocukken yanlışlıkla da olsa arada bir bozuk peynir, ekmek, süt, ekşi yoğurt yiyip içtiğimiz olurdu. Şu günlerde bozuk bir şeye rastlamak imkansız gibi. Bu yüzden midir acaba bağırsağımızın bu kadar her şeyden etkilenmesi? Canlı mikroorganizmalara ihtiyacı mı var? Nereden ve nasıl sağlayacağımız araştırılması ve üzerinde düşünülmesi gereken bir konu. Gözlemleyip, deneyimleyip göreceğiz.

Leave a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir