İstanbul’da bazen gerçekten uzaklaşmak için şehirden çıkmaya değil, sadece doğru kapıdan içeri girmeye ihtiyaç var. Geçtiğimiz hafta Hillside City Club Etiler’in içinde yer alan Sanda Spa’ya giderken benim beklentim de tam olarak buydu: Günün temposundan kısa bir süreliğine kopmak, bedeni biraz susturmak ve zihni yavaşlatmak.
Yaklaşık 50 dakika süren vücut masajımı Uzakdoğulu terapist Suphi uyguladı. Daha ilk dakikalardan itibaren masajın yalnızca “rahatlatıcı” olmakla kalmayıp gerçekten bedeni çözen, gün içinde fark etmeden biriktirdiğimiz gerginliği azaltan bir ritmi olduğunu hissettim. Ne fazla sert ne de yüzeysel; baskısı dengeli, akışı ise son derece iyiydi. Masaj sonrasında o çok sevdiğim “hafiflemiş ama uykulu değil, aksine yeniden dengelenmiş” hissiyle çıktım.

Sanda Spa’nın bana göre en güçlü taraflarından biri de tam burada ortaya çıkıyor: Burası bütün günü ayırmanız gereken büyük bir resort spa değil. Tam tersine, şehrin içinde günlük hayatın arasına kolaylıkla ekleyebileceğiniz bir day spa. Sabah güne daha enerjik başlamak, öğle arasında kendinize küçük bir mola yaratmak ya da uzun bir günün sonunda bütün yükü omuzlarınızdan bırakmak için oldukça ulaşılabilir bir seçenek.
Sanda Spa aslında yeni bir marka değil. İlk kez 2002 yılında Hillside Beach Club Fethiye’de hayata geçen marka, doğal spa kültürünün Türkiye’de yaygınlaşmasına öncülük eden isimlerden biri. Etiler’deki alan ise yakın zamanda yenilenmiş ve genişletilmiş. Yeni düzenlemede biri çiftlere özel olmak üzere toplam 7 masaj odası bulunuyor. Kadın ve erkeklere ayrı olarak tasarlanan infrared sauna alanları da yenilenen deneyimin önemli parçalarından.
Küçük, sıcak ve gerçekten sakin
Ben büyük ve gösterişli spa alanlarından çok, insana kendini güvende ve rahat hissettiren daha “cosy” mekanları seviyorum. Sanda Spa’da da tam olarak böyle bir atmosfer var.
Özellikle dinlenme odası benim favori alanlarımdan biri oldu. Soft ışıklar, düşük tempo, sakinlik… Meditasyona girmekte en çok zorlanan insanı bile birkaç dakika içinde yavaşlatabilecek bir atmosferi var sanki. Telefonu elinize alma isteğiniz bile azalıyor.

Bir diğer dikkat çekici detay ise infrared sauna. Kırmızı ışığın yarattığı ambiyans, son yıllarda wellness ve longevity dünyasında yükselişte olan infrared sauna ritüellerini sevenlerin özellikle hoşuna gidebilir. Burada amaç yalnızca sıcak bir sauna deneyimi yaratmak değil; masaj veya bakım sonrasında gevşeme hissini biraz daha uzatmak.
Menüde 60’tan fazla terapi var
Sanda Spa’nın menüsü düşündüğümden çok daha geniş. Markanın bugün 60’ın üzerinde farklı terapi seçeneği bulunuyor. Refleksolojiden deniz kaynaklı aktif içeriklerle uygulanan Phytomer bakımlarına, Uzakdoğu tekniklerinden sıcak taş masajlarına kadar farklı ihtiyaçlara yönelik seçenekler mevcut.
Masaj tarafında ise özellikle birkaç uygulama dikkat çekiyor. Sanda Traditional, Bali tekniklerinden ilham alıyor; Asian Nirvana daha derin kas gevşemesine odaklanıyor; Hot Stones Massage volkanik taşlarla uygulanıyor. Şehir temposunun içinde uzun saatler ayıramayanlar için geliştirilen Executive Escape ise kısa sürede toparlanmak isteyenlere yönelik.
Bence Sanda’nın yaklaşımını güzel yapan şey de tam olarak bu: Herkese aynı “spa deneyimini” sunmaya çalışmak yerine o gün bedeninizin ve zihninizin neye ihtiyacı varsa ona göre seçim yapabilmeniz.
Kime öneririm?
Öncelikle “spa için bütün günümü ayıramam” diyenlere.
Şehirde çalışan, gün içinde sürekli koşturan, bilgisayar başında uzun saatler geçiren, omuz-boyun bölgesinde gerginlik yaşayan veya sadece 50-60 dakikalığına hayatın sesini kısmak isteyen biriyseniz Sanda Spa çok iyi bir şehir kaçamağı olabilir.
Ben özellikle masajdan sonra birkaç dakika dinlenme odasında kalıp o sakinliği hemen bozmamanızı öneririm. Mümkünse ardından infrared saunayı da deneyime ekleyin. Çünkü burada asıl lüks yalnızca yapılan bakım değil; bir süre hiçbir yere yetişmek zorunda olmadığınızı hissetmek.
Sanda Spa’nın yenilenen konsepti de zaten tam olarak bu fikir etrafında şekillenmiş: doğal içerikleri, uzman terapistleri ve farklı coğrafyalardan gelen teknikleri bir araya getirerek şehir içinde kişinin kendine zaman ayırabileceği küçük bir kaçış alanı yaratmak.
Ben çıktığımda kendimi ne uyuşmuş ne de ağırlaşmış hissediyordum. Tam tersine, bedenim gevşemiş, zihnim sakinleşmiş ve enerjim yeniden yerine gelmişti.
Ve sanırım iyi bir day spa’dan beklediğimiz şey de tam olarak bu.
Şehrin dışına çıkmadan, şehirden biraz uzaklaşabilmek.








