Hakkımızda
İletişim
Kalemler
Güzellik Yayında
  • Ana Sayfa
  • /Sağlıklı Yaşam
  • /Saç & Makyaj
  • /Kişisel Bakım
Güzellik Yayında
Ana SayfaCilt BakımıMakyajSaçBeslenmeSağlıklı YaşamModaPsikolojiAstroloji
HakkımızdaİletişimKalemler
HakkımızdaİletişimKalemler
Ana Sayfa
Sağlıklı Yaşam
Sağlıklı Yaşam
BeslenmeSporPsikoloji
Saç & Makyaj
Saç & Makyaj
MakyajSaç
Kişisel Bakım
Kişisel Bakım
Cilt BakımıEl & Ayak BakımıKendin Dene (DIY)

Bizi Takip Edin

GÜZELLİK YAYINDA 2026 COPYRIGHT © TÜM HAKLARI SAKLIDIR

KVKKGizlilikÇerezlerBülten Aboneliğinden Çık
YUKARI ÇIK
BU AYA ÖZEL,CİLT BAKIMI,GÖZDE ATAKOĞLU

SAFRAN HASADINA HOŞGELDİNİZ…

2 Kasım 2018  ·  5 dk okuma

SAFRAN HASADINA HOŞGELDİNİZ…

 

Safranbolu’ya gitmişliğim yoktu, sadece birçoğumuz gibi evleri güzel, gidip görmeli şeklinde kalıplaşmış bir cümleyle duymuşluğum vardı. Geçen hafta safran hasadı yapmaya gittim oralara, kalbimi bıraktım ve döndüm.

Tepeye inşa edilmiş geleneksel mimariye sahip tarihi Osmanlı kasabası

Mimarisinin kendine has güzelliği tartışılmaz. Şehrin saymakla bitmeyecek özelliklerinin yanı sıra sıcak samimi ve modern görüşlü insanı da bir o kadar kalbinizi fethediyor. Safranbolu, Unesco’nun dünya mirası ilan edilmiş bir şehir, iyi ki de öyle olmuş, çünkü kıymeti biliniyor, güzelce korunuyor.

Bu Safranbolu’daki safran hasadına katılmamız, Tohum İstanbul’un organize ettiği ve Nuxe markasının ev sahipliği yaptığı bir gezi sayesinde oldu.

Her anı dolu, katılanların hem şehrin ruhuna, hem de safran baharatına hayran kalacakları şekilde özenle programlanmış gezimizde bize doğma büyüme Safranbolu’lu olan rehberimiz Aytekin Kuş eşlik etti. Ama ne eşlik etmek, yolunuz oralara düşerse onu mutlaka bulun, ‘Gece kuşu’ lakaplı Kuş’un bilgi dolu anlatımı ve esprili dili , doğruya doğru geziyi ayrı bir boyuta taşıdı.

4,5 saatlik yolculuktan sonra nihayet Safranbolu’dayız, hava şansımıza günlük güneşlik, hemen hasada gidiyoruz, zira ertesi güne yağmur veriyor. Yağmurda hasad masad zor, güneşe dönüyor bir kere tüm çiçekler, yağmur sevmiyorlar, onları açık şekilde görmek için en doğru gün bugün.

Safran sarı renkli bir bitki olsa gerek diye düşünürken, o da ne, mor , dünya güzeli çiçeklerin olduğu bi tarlaya geldik. Meğer bu çiçeklere mor çiğdem deniyormuş. Peki safran nerede? Bu mor çiğdemin içerisinde 3 adet dişi 3 adet erkek denilen filiz var. İşte kadın olan kırmızılar safran . (Yine ne varsa kadınlar da var) Suya koyduğunuzda suyu sapsarı yapan kıpkırmızı filizler…

Kırmızı safran telleriyle dolu tepsiyi nazikçe karıştıran bir el

 

 

 

Taşlı toprakta açan mor safran çiçeği ve yeşil yapraklar
Dünyanın en pahalı baharatından bahsediyoruz. 1 gramı 25 TL eden, altın değerinde bir baharat. Tek bir çiçekten sadece 3 adet çıktığını düşünürseniz, gerçekten kıymetli. Rehberimiz Kuş’un dediği gibi ‘Burada yeni evlenenlere altın takmayız, safran iliştiririz yakalarına’

Yoldan geldik, hasat yaptık acıktık haliyle, hemen köy gözlemeleri ve yanında yayık ayranı servis edildi, ardından da safran çayı, sapsarı, fosforlu denecek kadar sarı. Tadı nasıl derseniz, nötr derim ama hücre yenileyici özelliği olmasından dolayı afiyetle içtik hepimiz. Şifa niyetine…

Sarı içecek dolu cam bardaklar gümüş tepside servis ediliyor

 

Yörükler köyüne doğru yola çıktık. Safranbolu’nun en eski ve dokusu korunmuş yerlerinden biri. 250 yıllık bir konağa davet edildik, konağın 8. Kuşak torunu bize eskilerde konakta yaşamı ve Rumlar tarafından yapılmış bu evlerin ne derece bir mimari başarı olduğunu, içerisinde sakladığı detayları bir bir anlattı. Mesela beni en etkileyen, oturma odasının tavanında bulununan, metal disko topu. Yanlış anlamayın yeni bir şey değil, tam tamına 250 yıllık bir metal top, Kubrick filmlerinden fırlamış bir detay gibi salonun tam ortasında. Çünkü sabah gün ışığını evde dağıtmak, akşam da mum ışığını etrafa yaymak için düşünülmüş. İnanılmaz değil mi?

Ahşap oymalı tavan, yansıyan küre lamba ve meyveli desenli friz

Hasat sonrası otelimize doğru yola çıktık. Aman Tanrım o da ne? Gül Evi’ndeyiz, mimar karı koca Gül-İbrahim Canbulat tarafından yaratılmış, 4 adet eski Safranbolu konağının restore edilmiş hali. Eski dokusu korunmuş, modern dokunuşlarla süslenmiş, keyifli, huzurlu, geçmişte yolculuk yapıyorsunuz da bir gece orada kalacaksınız gibi hissettiren, adı üzerinde bir ev, Gül evi.

Ahşap panjurlu beyaz bina, yemyeşil bahçesi ve ağaçlar

Geleneksel beyaz ev ahşap pencereler panjurlar kapı ve ışıklı tabela

Önlük giymiş yaşlı adam tenceredeki yemeği kepçeyle karıştırıyor buhar yükseliyor
Otelin sahibi mimar İbrahim Canbulat aynı zamanda bir şef. Kendi elleriyle bize safranlı bir saray tatlısı olan Zerde yapımını da gösterdi

Loş ışıklı ahşap detaylı geleneksel odada pencere kanepe ve yatak

En güzel odalarından birinde kaldığım doğrudur. Her oda bir kadın adıyla taçlandırılmış. Oda Leyla benim şansıma. Leyla adına da bayılırım zaten. En tepedeki konakta üst odalardan biri. İçinde dönemin eski konaklarında var olan dolap içinde saklı banyo konsepti korunmuş. Bir bakıyorum banyom dolap görüntüsünün arkasında gizli. Ya ben buraya vuruldum, hem de çok fena.

Akşam Yemeği başlı başına bir olay. Gül Nar Restoran’dayız. Her yere eşinin adını vermiş, otelin sahibi İbrahim Bey’e hayran olmamak elde değil. Ayrıca 10 parmağında da 10 marifet. Bu sefer de bizzat mutfağa giriyor bizler için. Ve 15.-16. yy’a ait Osmanlı reçetelerinden bizlere yemekler pişiriyor. Her birinde safran dokunuşu olan tabaklar ve her tabağa eşlik eden Doluca’nın şarapları. Tanrım bu ne keyif.

 

SAFRAN YEMEKLE KALMADIK VE DE SÜRDÜK…

 

Tabi öyle saf halini değil. Sağolsun Nuxe, en güzel serilerinden biri olan Nuxuriance Ultra’nın ana içeriği safran olunca, herşey tam yerine oturdu. Safran iyi bir içerik. Yaşlanma karşıtı bakımda hücre yenileyici özelliği ile dikkat çekiyor. Nuxuriance Ultra serisinin içerisinde bulunan safran ne yazık ki cildin altına tek başına inemiyor bu yüzden markanın bu serisinde patentli özel bir teknoloji de kullanılmış. Bi floral isimli teknolojisi asansör görevi görüyor ve safranı cildin altına yolluyor.

Seri yaşlanma karşıtı bakım sunuyor, ürünlerin kokusu ve dokusu kullanmaya başladığınız andan itibaren sizleri etkileyecek cinsten. Göz ve dudak çevresi kremi, gece nemlendiricisi, bakım serumu, günlük bakım kremi’nden oluşan seri de bir de vücut kremi var. Öyle böyle bir krem değil. Anti-aging etkili bir vücut kremi. Özellikle de kışın kuruyan ve konforunu kaybeden ciltler için ideal. Dokusu ve elbette kokusu anlatılmaz yaşanır dedirtecek kadar iddialı.

NUXE Nuxuriance Ultra anti-aging cilt bakım ürünleri ve açılan bir krem

Ertesi gün uyandık, yağmur başladı. Hava soğudu. Hem de ne soğumak, kış geldi bir anda. Cam Teras’a gidiyoruz. 85 mt’lik bir uçurumun üzerine kurulmuş bir teras burası. Yani aşağıya baktığınızda ayaklarınızın altında boşluk var.  Dünyada 2., Türkiye’ de ise ilk kez yapılmış bir yapı. Safranbolu bizi şaşırtmaya devam ediyor. Yolda giderken bir de tepe teklak dizayn edilmiş bir konak görüyoruz. Gelen turistlerin ilgisini çekmek için yaratılmış konağın içerisinde de herşey ters dizayn edilmiş.  

Geleneksel evler, cami ve insanlarla dolu eski bir sokak

Yine keyifli ve yerel bir öğle yemeği ardından biraz da Safranbolu merkezinde  dolaşalım dedik, bakalım ne var ne yok. Kaymaklı, safranlı ve incirli lokumlarımızı oranın en eski lokumcusu olan aynı zamanda rehberimiz Aytekin Kuş’un kayınpederine ait İmren’den satın aldık. Dolaşırken, aklım fikrim ev eşyasında.Bayılırım ev eşyası almaya. Akşam yemeğinde servis edilen bakır tabakların peşine düştüm tabi, şansa karşıma çıktılar, ama kalaysız halde. Kalaycı Mustafa Bey merak etmeyin ben bunları pırıl ışıl yaparım İstanbul’a da yollarım demez mi? İnsanı sıcak, samimi, iş bitirici ve İstanbul’da görmediğim kadar da modern görüşlü, öyle bir acelemiz var ki otobüsümüz kalkacak, bana size whats app’tan adresi yazmanız yeterli demez mi? İstanbul’da Eminönü’nden bir şey eve yollatamazken Safranbolu’da kalaycı Mustafa Bey anında herşeyi halletti bile.

Geleneksel havuzlu iç mekanda gülümseyen kadın selfie çekiyor
Gider ayak Havuzlu Konak’ta türk kahvesi keyfi de yaptık. Selamlık odasının orta yerine yapılmış olan havuz, odadaki devamlı çeşmeden akan su sesiyle içerde konuşulanların duyulmasını engelliyor.

İşte Safranbolu böyle geçti gitti. Tadı damağımda, anıları aklımda. Yine yeniden dönmek için sabırsızlanıyorum özellikle de kızlarıma göstermek ve anlatmak için.

Paylaş:FacebookX / TwitterPinterestLinkedInWhatsAppFlipboard
Gözde Atakoğlu
Yazan
Gözde Atakoğlu
Tüm yazılar →
← Önceki YazıYeni Lüksün Adı: Frugal Chic

Son Yazılar

Yeni Lüksün Adı: Frugal Chic
YAZ SAYISI 2026Yeni Lüksün Adı: Frugal Chic
Çin Yüz Okuma Sanatı “Mian Xiang” ile Kendinizi Keşfedin
YAZ SAYISI 2026Çin Yüz Okuma Sanatı “Mian Xiang” ile Kendinizi Keşfedin
Yaz Aylarında Regl Düzenini Korumak İçin 6 Önemli Öneri
YAZ SAYISI 2026Yaz Aylarında Regl Düzenini Korumak İçin 6 Önemli Öneri
Zayıflama İğneleri Estetikte Yeni Bir Dönemi Başlatıyor
YAZ SAYISI 2026Zayıflama İğneleri Estetikte Yeni Bir Dönemi Başlatıyor
Polikistik Over Sendromu’nun Yeni Tanımı Her Şeyi Açıklıyor
YAZ SAYISI 2026Polikistik Over Sendromu’nun Yeni Tanımı Her Şeyi Açıklıyor

Bunları da okuyun

14 Şubat İçin Özel Deneyimlerle Dolu Sürprizli Bir Liste!
BU AYA ÖZEL14 Şubat İçin Özel Deneyimlerle Dolu Sürprizli Bir Liste!
Engel Tanımayan Bir Kadın: Banu Tozluyurt
BU AYA ÖZELEngel Tanımayan Bir Kadın: Banu Tozluyurt
Merhamet Ve Sevginin Buluştuğu Yer: Şefkat
BU AYA ÖZELMerhamet Ve Sevginin Buluştuğu Yer: Şefkat
2023 Yılının Kelimesi: Authentic
BU AYA ÖZEL2023 Yılının Kelimesi: Authentic
Buzlu Suya Girmek Ne Kadar Sağlıklı?
BU AYA ÖZELBuzlu Suya Girmek Ne Kadar Sağlıklı?
Hayatımızın Ortasında Yeni Bir Kelime: “Gaslighting”
BU AYA ÖZELHayatımızın Ortasında Yeni Bir Kelime: “Gaslighting”