DUTY FREE’DE PARFÜM SEÇERKEN…

Diyelim ki bir iş seyahatine gitmek için hava alanındasınız ve bu görevlerle dolu iş sürecini ”duty free”de gezinerek başlatıyorsunuz…

Banyo raflarınızda yirmiye yakın parfüm dizili, bavulunuza iki farklı şişeyi uzun bir seçim kampanyasının ardından zar zor yerleştirdiniz, ekstra bir seyahat boyunu son dakika içeri tıkıştırdınız… Ama içinizdeki kokulu tüketim canavarı durmak istemiyor, coşmak istiyor.  Üstelik artık o da trendlerin peşinden gitmeyip kişisel bir stili kucaklamak gerektiğinin farkında, eyvahlar olsun! Sonunda tüketim canavarınızı da sofistike bir birey haline getirdiniz, bravo size. Hiçbir şey ya da hiç kimse gibi kokan, ama müthiş, çekici, ‘bu ne yahu’ dedirtecek o iksirin peşine düşerken… yüzlerce parfüm şişesi arasında fenalık geçirmemeye çalışın. Derin bir nefes alın. Odaklanın. 

– Cinsiyet ayrımcılığı yapmayın

Koskoca esans sektörü bile bu gereksiz huydan vaz geçerken size mi düşmüş ayrımcılık yapmak? Tabii Duty Free sektörü değerlendirmek için doğru nokta değil ama çoğu parfüm şişesinin üstünde ”pour homme”, ”pour femme” gibi yazıların buharlaşarak yok olduğunu fark etmişsinizdir… Son jenerasyon, onlar, kadın mı yoksa erkek mi ne olarak çağrılmak istediklerini düşünedursun, bu süre zarfında siz de teninize yakışan bir parfümü saçma pazarlama kategorileri yüzünden reddetmekten vazgeçin bence. Kabaca söylemem gerekirse Jo Malone Red Roses erkeklere ne kadar yakışıyorsa, Dior Sauvage da kadınlara o kadar yakışıyor.

 

                                                Dior Sauvage  EDP
                                  Jo Malone Red Roses EDP

– Klişe kurallardan uzak durun

Esmerler baharatlı, sarışınlar floral parfümler kullanır… Hafif parfümler gündüz, ağır parfümler gece sürülür… Hadi ama! Hangi çağda yaşıyorsunuz ve bu saçma kuralları size ezberinden hangi satış görevlisi okudu? Ayrıca ülkemizdeki sarışınların çoğunun, ”sans saç boyası” durumunda, spektrumda varabileceği en en en açık noktanın koyu kumral olduğunu hatırlatmayı da borç bilirim. Teninize hangi notaların yakıştığını bilmeniz için ten kokunuzu bilmeniz gerekir ki bunun hormonlar, beslenme ve genetikle ilgisi var. Size asla yakışmayacak bir esansla karşılıksız aşka mı düştünüz? O halde onu teninize değil, saçlarınıza ve uzaktan fıslatarak kıyafetlerinize sıkın. Kimselere de tek kelime söylemeyin.

– Yeşiller her zaman doğru seçimdir

Özellikle sonbahar aylarında, gözünüzün önüne bir Pantone kataloğu getirin ve oradaki koyu yeşil tonlara dalın. Bu tonların olfaktif karşılığı hemen hemen her parfüm evinde ve markada mevcut. Hermès Voyage d’Hermès Parfum, Guerlain Vetiver, Tom Ford Grey Vetiver aklıma gelen ilk ve en güzel örnekler… Jean Claude Ellena’nın bence en güzel parfümü Voyage, sıcak amber ve gülü, yeşil notalar, çay ve odunsularla kombinliyor. Guerlain Vetiver, şıklığını ve zamansızlığını citrus notalarının altına gizlediği tonka çekirdeği, vetiver ve tütünle sürdürüyor. Tom Ford Grey Vetiver ise yeşile tam kıvamında bir baharat çeşnisi ve tensellik katıyor.

                        Hermes Voyage d’Hermes Parfum EDP

 

                                     Guerlain Vetiver  EDP

 

 

                        Tom Ford Grey Vetiver  EDP

 

– Eskilere dönün

Kitapta yazan gelmiş geçmiş en baba kuraldır bu, ama hep birlikte bir kere daha üstünden geçelim. Bir dönemin klasiği olmuş parfümler, bu dönemin de klasiği olabilir. Üstelik trend avcılarının gözünden düştükleri için artık kimselerin listesine kolay kolay girmezler. Guerlain Samsara, Jil Sander Sun, Clinique Happy, Yves Saint Laurent Opium, Cacharel Lou Lou, Calvin Klein Obsession ve Eternity, Chanel Coco klasikler arasında her zaman özel bir yere sahip olacak. Bu parfümlerle ilgili tek sıkıntı, modern parfümeri kurallarını doğum tarihleri gereği ihlal etmeleri ama güzel olan da bu kontrast zaten… Yani sizin, modern bir kadının üstünden yükselecek o nostaljik rüzgar…

                      Cacharel Lou Lou EDP

 

                         Calvin Klein Obsession EDT

 

                                      Chanel Coco EDP

 

                        Jil Sander Sun EDT

 

Trend avcısı olmamak uğruna enfes yenileri kaçırmayın

Hadi bakalım, ters köşe… Alessandro Michele sonrası yeniden dirilen Gucci’nin cazibesi parfüm koleksiyonlarına da yansıdı. Anneanne bahçesinden yükselen (o sandıktan çıkarılan kıyafet remiksleri de aynı anneanneye ait) Bloom’lar olarak… İlk mamül, Nettare di Fiori’ydi: Zencefil, gül, paçuli ve miskle bezeli bir floral şipre. Ne tatlıya ne sütlüye dokunan hayli karaktersiz bir kokuydu ancak ikinci deneme, Ambrosia di Fiori, Yunan mitolojisi, zambak, sümbülteber, kadife dokulu menekşe kökü derken… Usta parfümör Alberto Morillas’ın burnuyla ateşlediği bir bombaya dönüşüyor adeta. Dayanamayıp asansörden kovup merdiven çıkaracak, seveni ise müptela edecek bir ”it” koku. Versace Crystal Noir ya da Narciso Rodriguez Narciso Rouge sevenler, özellikle ilgilenebilir. Bottega Veneta, çantalarından bile daha fazla arzu uyandıracak bir parfümle, Illusione’yle merhaba diyor sonbahara. Bergamot, frenk üzümü, portakal çiçeği, yeşil incir, zeytin ağacı ve tonka çekirdeği… Aperol Spritz’in tahtına geçmeyi hedefleyen yeni kokteyl tarifi de olabilir bu, Ümit Boyner, Fatoş Yalın, Cate Blanchett (üzgünüm Giorgio Armani) gibi şık kadınların yeni parfüm tercihi de… Tom Ford Métallique, bir başka seçenek. Yeni aldehit (hani şu Chanel No.5’in sabunsu-kremsi imza notası) olarak lanse edilen parfüm, floral sentetik kategorisine giriyor. Yani buradan anlayacağınız CK One, Be..gibi bir temizlik muskasıyla karşı karşıya olduğunuz. Ama tabii söz konusu Tom Ford ise, ki bu durumda öyle, karışımda illa seksi bir şeyler bulunacaktır. Vanilya ve misk kesin içeride, gerisi hayal gücünüze kalmış…

                                        Bottega Veneta illusione
                                                                                           Tom Ford Métallique

 

                                             Gucci Bloom Ambrosia Di Fiore

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir